İsmail ER
Köşe Yazarı
İsmail ER
 

İYİ Parti’de Yaprak Dökümü: İstifaların Ardındaki Sorun Ne?

    İYİ Parti’de Yaprak Dökümü: Sorun Nerede?   Kalemimden…   Siyasette bazen tek bir istifa çok şey anlatmaz. “Kişisel tercih” denilir, geçilir.   Ama istifalar peş peşe gelmeye başladığında artık mesele isimlerden çıkar, partinin gidişatına dönüşür.   İYİ Parti’de son dönemde yaşanan gelişmelere baktığımızda bugün sorulması gereken soru nettir:   İYİ Parti’de neler oluyor?   Aydın Milletvekili Ömer Karakaş’ın “gördüğü lüzum üzerine” partisinden istifa ettiğini açıklaması, parti içerisindeki hareketliliği yeniden gündeme taşıdı. Daha önce Gaziantep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban’ın da İYİ Parti’den ayrılması, özellikle Gaziantep siyasetini yakından takip edenler açısından dikkat çekici bir gelişmeydi.   Şimdi tabloya uzaktan baktığımızda İYİ Parti’de adeta bir sonbahar havası görülüyor.   Yapraklar birer birer dökülüyor.   Ama mesele yaprakların dökülmesi değil.   Asıl mesele, neden döküldükleri.   Elbette siyasette istifa etmek herkesin kendi tercihidir. Milletvekilleri parti değiştirir, yöneticiler görevlerinden ayrılır, siyasi yollar zaman zaman birbirinden ayrılır.   Fakat peş peşe yaşanan ayrılıkları sürekli “kişisel karar” diyerek açıklamak da yeterli değildir.   Çünkü bir siyasi partinin gücü sadece Meclis’te kaç sandalyesi olduğuyla ölçülmez.   Bir partiyi güçlü yapan; teşkilatlarının birbirine güvenmesi, milletvekillerinin kendisini ait hissetmesi, yöneticilerin tabanın sesini duyması ve seçmenin o partiye hâlâ umutla bakabilmesidir.   İYİ Parti, kurulduğu dönemde Türk siyasetinde önemli bir boşluğu doldurma iddiasıyla yola çıktı.   Farklı siyasi geleneklerden gelen insanları aynı çatı altında topladı.   Kendisini mevcut siyasi seçenekler arasında sıkışmış hisseden önemli bir seçmen kitlesine yeni bir adres olmayı hedefledi.   Peki bugün?   Bugün parti yönetiminin kendi kendisine sorması gereken ciddi sorular var.   Neden insanlar ayrılıyor?   Teşkilatlarda rahatsızlık mı var?   Milletvekilleri parti içerisinde kendilerini yeterince özgür hissediyor mu?   Genel merkez ile teşkilatlar arasında iletişim problemi mi yaşanıyor?   Partinin siyasi çizgisinde tabanın anlamakta zorlandığı bir yön değişikliği mi var?   Yoksa partinin geleceğine ilişkin ciddi bir güven sorunu mu oluşuyor?   Bu soruların cevabını dışarıdan bakanlardan önce İYİ Parti yönetiminin vermesi gerekiyor.   Çünkü siyaset yalnızca kürsüden konuşmak değildir.   Siyaset sadece sosyal medya açıklamalarıyla da yapılmaz.   Siyaset; insan dinlemektir.   Teşkilatı ayakta tutmaktır.   Farklı düşüncelere tahammül edebilmektir.   Yanlış yapıldığında “Biz nerede hata yaptık?” diyebilecek siyasi olgunluğu gösterebilmektir.   Bir siyasi partide istifalar artmaya başladığında en kolay tavır şudur:   “Giden gider, kalan sağlar bizimdir.”   Fakat siyaset böyle yürütülürse bir süre sonra geriye kimin kaldığını sorgulamak zorunda kalırsınız.   Çünkü her ayrılan isim sadece bir sandalye veya bir üyelik değildir.   Her giden, arkasında bir soru işareti bırakır.   Asıl mesele de tam burada başlıyor.   İYİ Parti bugün kimlerin gittiğine değil, neden gittiklerine bakmalıdır.   Eğer gerçekten ortada bir yaprak dökümü varsa dökülen yapraklara kızmanın hiçbir anlamı yoktur.   Dönüp ağacın köklerine bakmak gerekir.   Toprak mı kurudu?   Kökler mi zayıfladı?   Dallar birbirinden mi koptu?   Yoksa ağacı yönetenler mevsimin değiştiğini mi fark edemedi?   Siyasette sorunları görmezden gelmek onları ortadan kaldırmaz.   Tam tersine büyütür.   Bugün birkaç milletvekili gider.   Yarın teşkilatlardan insanlar ayrılır.   Sonra seçmen sessizce uzaklaşmaya başlar.   İşte siyasette asıl tehlike de budur.   Çünkü siyasetçi açısından en tehlikeli şey eleştirilmek değildir.   En tehlikeli şey, insanların artık eleştirmeye bile gerek duymadan arkasını dönüp gitmesidir.   İYİ Parti yönetiminin önünde hâlâ önemli bir fırsat bulunuyor.   Teşkilatlarını dinleyebilir.   Milletvekillerinin düşüncelerini açıkça ortaya koyabileceği bir ortam oluşturabilir.   Tabanın eleştirilerini masaya yatırabilir.   İstifaların gerçek nedenlerini araştırabilir.   Ve en önemlisi, seçmene yeniden güven verecek açık ve anlaşılır bir siyasi rota ortaya koyabilir.   Bu yapılırsa bugün yaşananlar bir krizin değil, yeniden yapılanmanın başlangıcı olabilir.   Ama sorunların üzeri örtülür, her istifa “kişisel karar” denilerek geçiştirilir ve eleştiren herkes sorun olarak görülürse işte o zaman tehlike büyür.   Çünkü siyasette yaprak dökümü bir anda başlamaz.   Önce birkaç yaprak düşer.   Sonra dallar seyrekleşir.   En sonunda dönüp baktığınızda gölge verecek ağaç kalmamış olabilir.   İYİ Parti açısından bugün yapılması gereken, dökülen yaprakların ardından bakmak değil, ağacın köklerinde ne olduğunu araştırmaktır.   Çünkü sonbahar geçicidir.   Ama köklerdeki sorun çözülmezse…   Bahar hiç gelmeyebilir.   İsmail Er
Ekleme Tarihi: 14 Ağustos 2026 -Cuma
İsmail ER

İYİ Parti’de Yaprak Dökümü: İstifaların Ardındaki Sorun Ne?

 

 

İYİ Parti’de Yaprak Dökümü: Sorun Nerede?

 

Kalemimden…

 

Siyasette bazen tek bir istifa çok şey anlatmaz. “Kişisel tercih” denilir, geçilir.

 

Ama istifalar peş peşe gelmeye başladığında artık mesele isimlerden çıkar, partinin gidişatına dönüşür.

 

İYİ Parti’de son dönemde yaşanan gelişmelere baktığımızda bugün sorulması gereken soru nettir:

 

İYİ Parti’de neler oluyor?

 

Aydın Milletvekili Ömer Karakaş’ın “gördüğü lüzum üzerine” partisinden istifa ettiğini açıklaması, parti içerisindeki hareketliliği yeniden gündeme taşıdı. Daha önce Gaziantep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban’ın da İYİ Parti’den ayrılması, özellikle Gaziantep siyasetini yakından takip edenler açısından dikkat çekici bir gelişmeydi.

 

Şimdi tabloya uzaktan baktığımızda İYİ Parti’de adeta bir sonbahar havası görülüyor.

 

Yapraklar birer birer dökülüyor.

 

Ama mesele yaprakların dökülmesi değil.

 

Asıl mesele, neden döküldükleri.

 

Elbette siyasette istifa etmek herkesin kendi tercihidir. Milletvekilleri parti değiştirir, yöneticiler görevlerinden ayrılır, siyasi yollar zaman zaman birbirinden ayrılır.

 

Fakat peş peşe yaşanan ayrılıkları sürekli “kişisel karar” diyerek açıklamak da yeterli değildir.

 

Çünkü bir siyasi partinin gücü sadece Meclis’te kaç sandalyesi olduğuyla ölçülmez.

 

Bir partiyi güçlü yapan; teşkilatlarının birbirine güvenmesi, milletvekillerinin kendisini ait hissetmesi, yöneticilerin tabanın sesini duyması ve seçmenin o partiye hâlâ umutla bakabilmesidir.

 

İYİ Parti, kurulduğu dönemde Türk siyasetinde önemli bir boşluğu doldurma iddiasıyla yola çıktı.

 

Farklı siyasi geleneklerden gelen insanları aynı çatı altında topladı.

 

Kendisini mevcut siyasi seçenekler arasında sıkışmış hisseden önemli bir seçmen kitlesine yeni bir adres olmayı hedefledi.

 

Peki bugün?

 

Bugün parti yönetiminin kendi kendisine sorması gereken ciddi sorular var.

 

Neden insanlar ayrılıyor?

 

Teşkilatlarda rahatsızlık mı var?

 

Milletvekilleri parti içerisinde kendilerini yeterince özgür hissediyor mu?

 

Genel merkez ile teşkilatlar arasında iletişim problemi mi yaşanıyor?

 

Partinin siyasi çizgisinde tabanın anlamakta zorlandığı bir yön değişikliği mi var?

 

Yoksa partinin geleceğine ilişkin ciddi bir güven sorunu mu oluşuyor?

 

Bu soruların cevabını dışarıdan bakanlardan önce İYİ Parti yönetiminin vermesi gerekiyor.

 

Çünkü siyaset yalnızca kürsüden konuşmak değildir.

 

Siyaset sadece sosyal medya açıklamalarıyla da yapılmaz.

 

Siyaset; insan dinlemektir.

 

Teşkilatı ayakta tutmaktır.

 

Farklı düşüncelere tahammül edebilmektir.

 

Yanlış yapıldığında “Biz nerede hata yaptık?” diyebilecek siyasi olgunluğu gösterebilmektir.

 

Bir siyasi partide istifalar artmaya başladığında en kolay tavır şudur:

 

“Giden gider, kalan sağlar bizimdir.”

 

Fakat siyaset böyle yürütülürse bir süre sonra geriye kimin kaldığını sorgulamak zorunda kalırsınız.

 

Çünkü her ayrılan isim sadece bir sandalye veya bir üyelik değildir.

 

Her giden, arkasında bir soru işareti bırakır.

 

Asıl mesele de tam burada başlıyor.

 

İYİ Parti bugün kimlerin gittiğine değil, neden gittiklerine bakmalıdır.

 

Eğer gerçekten ortada bir yaprak dökümü varsa dökülen yapraklara kızmanın hiçbir anlamı yoktur.

 

Dönüp ağacın köklerine bakmak gerekir.

 

Toprak mı kurudu?

 

Kökler mi zayıfladı?

 

Dallar birbirinden mi koptu?

 

Yoksa ağacı yönetenler mevsimin değiştiğini mi fark edemedi?

 

Siyasette sorunları görmezden gelmek onları ortadan kaldırmaz.

 

Tam tersine büyütür.

 

Bugün birkaç milletvekili gider.

 

Yarın teşkilatlardan insanlar ayrılır.

 

Sonra seçmen sessizce uzaklaşmaya başlar.

 

İşte siyasette asıl tehlike de budur.

 

Çünkü siyasetçi açısından en tehlikeli şey eleştirilmek değildir.

 

En tehlikeli şey, insanların artık eleştirmeye bile gerek duymadan arkasını dönüp gitmesidir.

 

İYİ Parti yönetiminin önünde hâlâ önemli bir fırsat bulunuyor.

 

Teşkilatlarını dinleyebilir.

 

Milletvekillerinin düşüncelerini açıkça ortaya koyabileceği bir ortam oluşturabilir.

 

Tabanın eleştirilerini masaya yatırabilir.

 

İstifaların gerçek nedenlerini araştırabilir.

 

Ve en önemlisi, seçmene yeniden güven verecek açık ve anlaşılır bir siyasi rota ortaya koyabilir.

 

Bu yapılırsa bugün yaşananlar bir krizin değil, yeniden yapılanmanın başlangıcı olabilir.

 

Ama sorunların üzeri örtülür, her istifa “kişisel karar” denilerek geçiştirilir ve eleştiren herkes sorun olarak görülürse işte o zaman tehlike büyür.

 

Çünkü siyasette yaprak dökümü bir anda başlamaz.

 

Önce birkaç yaprak düşer.

 

Sonra dallar seyrekleşir.

 

En sonunda dönüp baktığınızda gölge verecek ağaç kalmamış olabilir.

 

İYİ Parti açısından bugün yapılması gereken, dökülen yaprakların ardından bakmak değil, ağacın köklerinde ne olduğunu araştırmaktır.

 

Çünkü sonbahar geçicidir.

 

Ama köklerdeki sorun çözülmezse…

 

Bahar hiç gelmeyebilir.

 

İsmail Er

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.