Anasayfa
Yazarlar
İsmail ER
Yazı Detayı
Bu yazı 131 kez okundu.
Kalabalığın Gürültüsü Güç Değildir: Bozkırda Tek Kurt Yeter
Kalabalık Her Zaman Güç Değildir
“Çakalın kalabalığına aldanma; bozkırda tek bir kurt yeter.”
Siyasette kalabalıkların arkasına saklanarak güçlü görünmeye çalışan çok insan vardır. Yanlarına birkaç alkışçı toplar, meydanlarda seslerini yükseltir, sosyal medyada birbirlerini över ve oluşturdukları gürültüyü milletin desteği zannederler.
Oysa gürültü, güç değildir.
Kalabalık görünmek, milletin gönlünde karşılık bulmak anlamına gelmez. Birkaç çıkar grubunun, makam sevdalısının ve menfaat ortağının aynı masada buluşması; ne siyasi irade oluşturur ne de gerçek bir dava hareketi meydana getirir.
Bugün siyasetin en büyük sorunu budur.
Karakteriyle, fikriyle ve mücadelesiyle ayakta duramayanlar; kalabalıkların arkasına gizlenerek varlık göstermeye çalışıyor. Yanındaki insanların sayısını gücünün ölçüsü sanıyor. Oysa menfaat sona erdiğinde o kalabalıkların nasıl dağıldığını bu millet defalarca gördü.
Çünkü çıkar üzerine kurulan birliktelikler, ilk sarsıntıda çöker.
Dün birbirlerine ağır sözler söyleyenlerin bugün aynı masada buluşması, siyaset adına başarı değildir. Bu, ilkesizliğin ve makam uğruna her türlü değerin feda edilmesinin göstergesidir.
Siyasi partilerde, teşkilatlarda ve sözde dava hareketlerinde kalabalıklar oluşturulabilir. Salonlar doldurulabilir, fotoğraflar çekilebilir, sloganlar atılabilir. Fakat asıl mesele, zor gün geldiğinde kaç kişinin ayakta kalabildiğidir.
Çünkü gerçek dava insanı; makam varken değil, makam yokken belli olur.
Gerçek mücadele insanı; alkışlandığında değil, yalnız bırakıldığında ortaya çıkar.
Bugün bazıları arkasındaki kalabalığa güvenerek millete tepeden bakıyor. Kendilerini vazgeçilmez, yenilmez ve dokunulmaz zannediyor. Ancak unutulmamalıdır ki siyaset tarihi, arkasında binlerce kişi varken bir gecede yalnız kalanlarla doludur.
Menfaat bittiğinde alkışlar susar.
Makam gidince telefonlar açılmaz.
Güç kaybedilince sahte dostlar ortadan kaybolur.
İşte o zaman insanın yanında ne kalabalığı kalır ne de sözde dostları. Geriye yalnızca karakteri, geçmişi ve millete karşı verdiği hesabı kalır.
Siyasette yalnız kalmak her zaman zayıflık değildir.
Bazen yalnız kalmak; yanlışın karşısında durmanın, çıkar düzenine teslim olmamanın ve herkes saf değiştirirken aynı yerde durabilmenin bedelidir.
Kalabalığın peşinden gitmek kolaydır. Zor olan, kalabalık yanlış yöne giderken hakikatin yanında tek başına durabilmektir.
Bugün milletimizin ihtiyacı; kalabalıkların arkasına saklanan siyasetçiler değil, gerektiğinde yalnız kalmayı göze alabilen cesur insanlardır.
Makam için susmayan, menfaat için eğilmeyen, parti içi hesaplar uğruna milletin geleceğini feda etmeyen insanlar gereklidir.
Çünkü siyaset, adam toplama sanatı değildir.
Siyaset; millete güven verme, devletin geleceğine sahip çıkma ve doğru bildiğin yolda bedel ödeyebilme iradesidir.
Bir insanın arkasında yüz kişi olabilir. Fakat o yüz kişi çıkar için oradaysa, aslında o insan yalnızdır.
Bir insan tek başına olabilir. Fakat haklıysa, cesursa ve milletin vicdanını temsil ediyorsa, arkasında milyonların sessiz desteği vardır.
Siyasetin çakalları çok konuşur.
Birbirlerini över, birbirlerine makam dağıtır, güç gösterisi yapar ve milletin karşısında büyük görünmeye çalışırlar. Ancak gerçek mücadele başladığında çoğu ortadan kaybolur.
Çünkü çakallar kalabalıkken cesurdur.
Kurt ise yalnızken de kurttur.
Bu nedenle kimsenin salon kalabalığına, sosyal medya ordusuna, siyasi çevresine veya makam gücüne aldanmayın.
Kalabalık olmak başka, güçlü olmak başkadır.
Güç; adam sayısında değil, karakterdedir.
Güç; yüksek sesle konuşmakta değil, hakikati korkmadan söylemektedir.
Güç; herkesin sustuğu yerde konuşmak, herkesin eğildiği yerde dik durmak ve herkes saf değiştirirken doğru bildiği yerde kalabilmektir.
Unutmayın:
Çakalların sesi çok çıkabilir.
Fakat bozkırın sessizliğinde, yüreği sağlam ve duruşu net tek bir kurt; bütün kalabalıkların hesabını bozmaya yeter.
Ekleme
Tarihi: 06 Ağustos 2026 -Perşembe
Kalabalığın Gürültüsü Güç Değildir: Bozkırda Tek Kurt Yeter
Kalabalık Her Zaman Güç Değildir
“Çakalın kalabalığına aldanma; bozkırda tek bir kurt yeter.”
Siyasette kalabalıkların arkasına saklanarak güçlü görünmeye çalışan çok insan vardır. Yanlarına birkaç alkışçı toplar, meydanlarda seslerini yükseltir, sosyal medyada birbirlerini över ve oluşturdukları gürültüyü milletin desteği zannederler.
Oysa gürültü, güç değildir.
Kalabalık görünmek, milletin gönlünde karşılık bulmak anlamına gelmez. Birkaç çıkar grubunun, makam sevdalısının ve menfaat ortağının aynı masada buluşması; ne siyasi irade oluşturur ne de gerçek bir dava hareketi meydana getirir.
Bugün siyasetin en büyük sorunu budur.
Karakteriyle, fikriyle ve mücadelesiyle ayakta duramayanlar; kalabalıkların arkasına gizlenerek varlık göstermeye çalışıyor. Yanındaki insanların sayısını gücünün ölçüsü sanıyor. Oysa menfaat sona erdiğinde o kalabalıkların nasıl dağıldığını bu millet defalarca gördü.
Çünkü çıkar üzerine kurulan birliktelikler, ilk sarsıntıda çöker.
Dün birbirlerine ağır sözler söyleyenlerin bugün aynı masada buluşması, siyaset adına başarı değildir. Bu, ilkesizliğin ve makam uğruna her türlü değerin feda edilmesinin göstergesidir.
Siyasi partilerde, teşkilatlarda ve sözde dava hareketlerinde kalabalıklar oluşturulabilir. Salonlar doldurulabilir, fotoğraflar çekilebilir, sloganlar atılabilir. Fakat asıl mesele, zor gün geldiğinde kaç kişinin ayakta kalabildiğidir.
Çünkü gerçek dava insanı; makam varken değil, makam yokken belli olur.
Gerçek mücadele insanı; alkışlandığında değil, yalnız bırakıldığında ortaya çıkar.
Bugün bazıları arkasındaki kalabalığa güvenerek millete tepeden bakıyor. Kendilerini vazgeçilmez, yenilmez ve dokunulmaz zannediyor. Ancak unutulmamalıdır ki siyaset tarihi, arkasında binlerce kişi varken bir gecede yalnız kalanlarla doludur.
Menfaat bittiğinde alkışlar susar.
Makam gidince telefonlar açılmaz.
Güç kaybedilince sahte dostlar ortadan kaybolur.
İşte o zaman insanın yanında ne kalabalığı kalır ne de sözde dostları. Geriye yalnızca karakteri, geçmişi ve millete karşı verdiği hesabı kalır.
Siyasette yalnız kalmak her zaman zayıflık değildir.
Bazen yalnız kalmak; yanlışın karşısında durmanın, çıkar düzenine teslim olmamanın ve herkes saf değiştirirken aynı yerde durabilmenin bedelidir.
Kalabalığın peşinden gitmek kolaydır. Zor olan, kalabalık yanlış yöne giderken hakikatin yanında tek başına durabilmektir.
Bugün milletimizin ihtiyacı; kalabalıkların arkasına saklanan siyasetçiler değil, gerektiğinde yalnız kalmayı göze alabilen cesur insanlardır.
Makam için susmayan, menfaat için eğilmeyen, parti içi hesaplar uğruna milletin geleceğini feda etmeyen insanlar gereklidir.
Çünkü siyaset, adam toplama sanatı değildir.
Siyaset; millete güven verme, devletin geleceğine sahip çıkma ve doğru bildiğin yolda bedel ödeyebilme iradesidir.
Bir insanın arkasında yüz kişi olabilir. Fakat o yüz kişi çıkar için oradaysa, aslında o insan yalnızdır.
Bir insan tek başına olabilir. Fakat haklıysa, cesursa ve milletin vicdanını temsil ediyorsa, arkasında milyonların sessiz desteği vardır.
Siyasetin çakalları çok konuşur.
Birbirlerini över, birbirlerine makam dağıtır, güç gösterisi yapar ve milletin karşısında büyük görünmeye çalışırlar. Ancak gerçek mücadele başladığında çoğu ortadan kaybolur.
Çünkü çakallar kalabalıkken cesurdur.
Kurt ise yalnızken de kurttur.
Bu nedenle kimsenin salon kalabalığına, sosyal medya ordusuna, siyasi çevresine veya makam gücüne aldanmayın.
Kalabalık olmak başka, güçlü olmak başkadır.
Güç; adam sayısında değil, karakterdedir.
Güç; yüksek sesle konuşmakta değil, hakikati korkmadan söylemektedir.
Güç; herkesin sustuğu yerde konuşmak, herkesin eğildiği yerde dik durmak ve herkes saf değiştirirken doğru bildiği yerde kalabilmektir.
Unutmayın:
Çakalların sesi çok çıkabilir.
Fakat bozkırın sessizliğinde, yüreği sağlam ve duruşu net tek bir kurt; bütün kalabalıkların hesabını bozmaya yeter.
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
