İsmail ER
Köşe Yazarı
İsmail ER
 

Yusuf Tekin’e Sert Çağrı: Eğitimin Sorunu Geçmiş Değil, Bugündür

Sayın Yusuf Tekin, Eğitimin Sorunu Geçmiş Değil, Bugünkü Yönetimdir Türkiye’de eğitim sistemi yıllardır sürekli değiştirilirken, öğrenciler deneme tahtasına, öğretmenler ise bitmeyen düzenlemelerin uygulayıcısına dönüştürüldü. Her yeni sorun ortaya çıktığında geçmişi suçlamak, önceki dönemleri hedef göstermek ve ideolojik tartışmaların arkasına sığınmak artık kimseyi ikna etmiyor. Sayın Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Eğitimin bugünkü durumunun sorumluluğunu sürekli geçmişte aramak yerine, mevcut sistemin neden istenilen başarıyı sağlayamadığını açıklamanız gerekiyor. Çünkü bugün eğitim sistemini geçmişte görev yapanlar değil, siz ve temsil ettiğiniz siyasi anlayış yönetiyor. Öğrenciler yabancı dil öğrenmeden mezun oluyorsa, gençler araştırmak yerine ezberlemeye zorlanıyorsa, öğretmenler ekonomik ve mesleki sorunlarla mücadele ediyorsa, üniversiteler bilimsel üretimden uzaklaşıyorsa bunun cevabı tarih tartışmalarında değil, bugünkü eğitim politikalarında aranmalıdır. Eğitimde yaşanan her başarısızlığı geçmişe yüklemek, çözüm üretmek değildir. Bu yaklaşım yalnızca bugünkü sorumluluğun üzerini örtme çabasıdır. Çocuklarımız Deneme Tahtası Değildir Türkiye’de eğitim sistemi neredeyse her bakan değişikliğinde yeniden şekillendiriliyor. Sınav sistemleri değişiyor, müfredatlar değişiyor, ders içerikleri değişiyor, uygulamalar değişiyor. Ancak değişmeyen tek şey, öğrencilerin ve velilerin yaşadığı belirsizlik oluyor. Bir ülkenin çocukları, siyasi iktidarların ideolojik tercihlerini uygulayacağı deneme tahtaları değildir. Eğitim sistemi; iktidarların kendi seçmenlerine mesaj vereceği, geçmişle hesaplaşacağı veya siyasi kimlik inşa edeceği bir alan hiç değildir. Eğitimin görevi çocuklara ne düşüneceklerini dayatmak değil, nasıl düşüneceklerini öğretmektir. Sorgulamayan, araştırmayan ve eleştirmeyen nesiller yetiştirmek kolay olabilir. Ancak böyle bir eğitim anlayışı güçlü bir ülke değil, itiraz etmeyen bir toplum oluşturur. Asıl Gündem Bilim ve Teknoloji Olmalıdır Dünya yapay zekâyı, uzay teknolojilerini, biyoteknolojiyi, yazılımı ve yeni nesil üretim modellerini konuşuyor. Biz ise hâlâ geçmiş dönemlerin siyasi ve ideolojik tartışmalarına sıkıştırılmış bir eğitim gündeminin içerisinde debeleniyoruz. Çocuklarımız dünya ile nasıl rekabet edecek? Kaç öğrencimiz bir yabancı dili gerçekten kullanabilecek düzeyde öğrenebiliyor? Kaç okulumuzda çocuklar araştırmaya, üretmeye, deney yapmaya ve teknoloji geliştirmeye teşvik ediliyor? Kaç üniversitemiz özgür bilimsel ortamı, güçlü akademik kadroları ve uluslararası başarılarıyla öne çıkıyor? Bu sorulara güçlü cevaplar verilemiyorsa, eğitimde başarıdan söz etmek mümkün değildir. Geçmişte ne olduğu üzerinden tartışmak kolaydır. Zor olan, bugünün çocuklarına geleceğin dünyasını hazırlamaktır. Üniversiteler Diploma Dağıtım Merkezine Dönüşmemelidir Türkiye’nin neredeyse her şehrinde üniversite bulunması tek başına eğitim başarısı değildir. Önemli olan üniversite sayısı değil, üniversitelerin ürettiği bilim, teknoloji ve nitelikli insan gücüdür. Üniversiteler yalnızca diploma dağıtan, gençlerin işsizliğini birkaç yıl erteleyen kurumlara dönüşüyorsa ortada ciddi bir sistem sorunu vardır. Akademik liyakat yerine sadakat tartışılıyorsa, bilim insanları özgürce araştırma yapamıyorsa, öğrenciler mezun olduklarında mesleklerini yapabilecek yeterliliğe ulaşamıyorsa üniversitelerin tabelalarının çoğalması ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Üniversiteleri geliştirmek için önce bilime, özgür düşünceye ve liyakate gerçek anlamda değer vermek gerekir. Öğretmen Yoksullukla Mücadele Ederken Eğitim Düzelmez Eğitim sisteminin temel taşı öğretmendir. Ancak öğretmeni itibarsızlaştıran, ekonomik sıkıntılarla baş başa bırakan ve sürekli değişen uygulamalar altında ezen bir sistemden başarı çıkmaz. Öğretmenlerin geçim derdi yaşadığı, atama bekleyen genç öğretmenlerin yıllarca belirsizlik içinde tutulduğu ve çalışan öğretmenlerin mesleki karar süreçlerinden dışlandığı bir ülkede eğitim reformundan söz edilemez. Öğretmenin değer görmediği yerde öğrenci de nitelikli eğitim alamaz. Eğitimde kaliteyi yükseltmenin yolu öğretmenleri talimat alan memurlar olarak görmekten değil, eğitim politikalarının asli unsuru hâline getirmekten geçer. Fırsat Eşitliği Kâğıt Üzerinde Kaldı Bugün aynı sınava giren çocuklardan biri özel okulda, özel derste ve güçlü teknolojik imkânlarla hazırlanırken diğeri kalabalık sınıflarda, yetersiz kaynaklarla ve ekonomik sıkıntılar içerisinde mücadele ediyor. Sonra bu çocuklara aynı sınavı verip eşit şartlarda yarıştıklarını söylüyoruz. Bu, fırsat eşitliği değildir. Bir çocuğun geleceği ailesinin gelirine, yaşadığı şehre veya gittiği okula göre belirleniyorsa eğitim sistemi toplumsal eşitsizliği azaltmıyor, tam tersine büyütüyor demektir. Devletin görevi, imkânı olmayan çocukları kaderlerine terk etmek değil, onlar için gerçek bir eşitlik sağlamaktır. Geçmişi Suçlamak Yönetememenin Mazereti Olamaz Sayın Yusuf Tekin, Türkiye’nin eğitim sistemi uzun yıllardır aynı siyasi iktidar tarafından yönetiliyor. Bu nedenle geçmişi suçlayarak bugünkü sorunlardan kaçmak artık inandırıcı değildir. Eğitimde başarı varsa bunun sorumluluğu size, başarısızlık varsa bunun sorumluluğu da yine size aittir. Yönetmek, yalnızca yetki kullanmak değildir. Yönetmek; sonuçların sorumluluğunu da üstlenmektir. Bugünkü çocukların eğitim kaybını geçmiş dönemlerin tartışmalarıyla açıklamak kolaycılıktır. Velilerin, öğrencilerin ve öğretmenlerin beklentisi mazeret değil, çözüm duymaktır. Türkiye’nin ihtiyacı ideolojik hesaplaşmalar değil; bilimsel, çağdaş, özgürlükçü ve liyakate dayalı bir eğitim sistemidir. Eğitim politikaları bir partinin siyasi hedeflerine göre değil, Türkiye’nin uzun vadeli çıkarlarına göre belirlenmelidir. Eğitimde Kaybedilen Her Yıl Türkiye’nin Geleceğinden Çalınmaktadır Bir öğrencinin kaybettiği yıl geri getirilemez. Bir neslin eksik eğitilmesinin bedeli ise yıllar boyunca ekonomi, bilim, teknoloji, hukuk ve demokrasi alanlarında ödenir. Bu nedenle eğitimde yapılan yanlışların telafisi yalnızca yeni bir yönetmelik çıkarılarak yapılamaz. Türkiye’nin çocukları, geçmiş tartışmalarının ve siyasi hesapların kurbanı edilemez. Sayın Yusuf Tekin’e açıkça sesleniyorum: Geçmişle kavga etmeyi bırakın. Öğretmenlerin sorunlarını çözün. Okullar arasındaki eşitsizliği azaltın. Üniversitelerde bilimi ve liyakati güçlendirin. Çocuklarımıza yabancı dil, teknoloji, bilim, sanat ve özgür düşünce kazandırın. Eğitimi siyasetin arka bahçesi olmaktan çıkarın. Çünkü bir ülkenin eğitim sistemi çökerse, yalnızca öğrenciler sınav kaybetmez; o ülke geleceğini kaybeder. Artık vatandaşların karşısına mazeretlerle değil, sonuçlarla çıkma zamanıdır. Eğitimde geçmişi tartışarak günü kurtarabilirsiniz. Ancak geleceği kurtaramazsınız. Ve unutulmamalıdır ki eğitimde kaybedilen her yıl, Türkiye’nin geleceğinden çalınan bir yıldır.
Ekleme Tarihi: 28 Temmuz 2026 -Salı
İsmail ER

Yusuf Tekin’e Sert Çağrı: Eğitimin Sorunu Geçmiş Değil, Bugündür

Sayın Yusuf Tekin, Eğitimin Sorunu Geçmiş Değil, Bugünkü Yönetimdir Türkiye’de eğitim sistemi yıllardır sürekli değiştirilirken, öğrenciler deneme tahtasına, öğretmenler ise bitmeyen düzenlemelerin uygulayıcısına dönüştürüldü. Her yeni sorun ortaya çıktığında geçmişi suçlamak, önceki dönemleri hedef göstermek ve ideolojik tartışmaların arkasına sığınmak artık kimseyi ikna etmiyor. Sayın Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Eğitimin bugünkü durumunun sorumluluğunu sürekli geçmişte aramak yerine, mevcut sistemin neden istenilen başarıyı sağlayamadığını açıklamanız gerekiyor. Çünkü bugün eğitim sistemini geçmişte görev yapanlar değil, siz ve temsil ettiğiniz siyasi anlayış yönetiyor. Öğrenciler yabancı dil öğrenmeden mezun oluyorsa, gençler araştırmak yerine ezberlemeye zorlanıyorsa, öğretmenler ekonomik ve mesleki sorunlarla mücadele ediyorsa, üniversiteler bilimsel üretimden uzaklaşıyorsa bunun cevabı tarih tartışmalarında değil, bugünkü eğitim politikalarında aranmalıdır. Eğitimde yaşanan her başarısızlığı geçmişe yüklemek, çözüm üretmek değildir. Bu yaklaşım yalnızca bugünkü sorumluluğun üzerini örtme çabasıdır. Çocuklarımız Deneme Tahtası Değildir Türkiye’de eğitim sistemi neredeyse her bakan değişikliğinde yeniden şekillendiriliyor. Sınav sistemleri değişiyor, müfredatlar değişiyor, ders içerikleri değişiyor, uygulamalar değişiyor. Ancak değişmeyen tek şey, öğrencilerin ve velilerin yaşadığı belirsizlik oluyor. Bir ülkenin çocukları, siyasi iktidarların ideolojik tercihlerini uygulayacağı deneme tahtaları değildir. Eğitim sistemi; iktidarların kendi seçmenlerine mesaj vereceği, geçmişle hesaplaşacağı veya siyasi kimlik inşa edeceği bir alan hiç değildir. Eğitimin görevi çocuklara ne düşüneceklerini dayatmak değil, nasıl düşüneceklerini öğretmektir. Sorgulamayan, araştırmayan ve eleştirmeyen nesiller yetiştirmek kolay olabilir. Ancak böyle bir eğitim anlayışı güçlü bir ülke değil, itiraz etmeyen bir toplum oluşturur. Asıl Gündem Bilim ve Teknoloji Olmalıdır Dünya yapay zekâyı, uzay teknolojilerini, biyoteknolojiyi, yazılımı ve yeni nesil üretim modellerini konuşuyor. Biz ise hâlâ geçmiş dönemlerin siyasi ve ideolojik tartışmalarına sıkıştırılmış bir eğitim gündeminin içerisinde debeleniyoruz. Çocuklarımız dünya ile nasıl rekabet edecek? Kaç öğrencimiz bir yabancı dili gerçekten kullanabilecek düzeyde öğrenebiliyor? Kaç okulumuzda çocuklar araştırmaya, üretmeye, deney yapmaya ve teknoloji geliştirmeye teşvik ediliyor? Kaç üniversitemiz özgür bilimsel ortamı, güçlü akademik kadroları ve uluslararası başarılarıyla öne çıkıyor? Bu sorulara güçlü cevaplar verilemiyorsa, eğitimde başarıdan söz etmek mümkün değildir. Geçmişte ne olduğu üzerinden tartışmak kolaydır. Zor olan, bugünün çocuklarına geleceğin dünyasını hazırlamaktır. Üniversiteler Diploma Dağıtım Merkezine Dönüşmemelidir Türkiye’nin neredeyse her şehrinde üniversite bulunması tek başına eğitim başarısı değildir. Önemli olan üniversite sayısı değil, üniversitelerin ürettiği bilim, teknoloji ve nitelikli insan gücüdür. Üniversiteler yalnızca diploma dağıtan, gençlerin işsizliğini birkaç yıl erteleyen kurumlara dönüşüyorsa ortada ciddi bir sistem sorunu vardır. Akademik liyakat yerine sadakat tartışılıyorsa, bilim insanları özgürce araştırma yapamıyorsa, öğrenciler mezun olduklarında mesleklerini yapabilecek yeterliliğe ulaşamıyorsa üniversitelerin tabelalarının çoğalması ülkeye hiçbir şey kazandırmaz. Üniversiteleri geliştirmek için önce bilime, özgür düşünceye ve liyakate gerçek anlamda değer vermek gerekir. Öğretmen Yoksullukla Mücadele Ederken Eğitim Düzelmez Eğitim sisteminin temel taşı öğretmendir. Ancak öğretmeni itibarsızlaştıran, ekonomik sıkıntılarla baş başa bırakan ve sürekli değişen uygulamalar altında ezen bir sistemden başarı çıkmaz. Öğretmenlerin geçim derdi yaşadığı, atama bekleyen genç öğretmenlerin yıllarca belirsizlik içinde tutulduğu ve çalışan öğretmenlerin mesleki karar süreçlerinden dışlandığı bir ülkede eğitim reformundan söz edilemez. Öğretmenin değer görmediği yerde öğrenci de nitelikli eğitim alamaz. Eğitimde kaliteyi yükseltmenin yolu öğretmenleri talimat alan memurlar olarak görmekten değil, eğitim politikalarının asli unsuru hâline getirmekten geçer. Fırsat Eşitliği Kâğıt Üzerinde Kaldı Bugün aynı sınava giren çocuklardan biri özel okulda, özel derste ve güçlü teknolojik imkânlarla hazırlanırken diğeri kalabalık sınıflarda, yetersiz kaynaklarla ve ekonomik sıkıntılar içerisinde mücadele ediyor. Sonra bu çocuklara aynı sınavı verip eşit şartlarda yarıştıklarını söylüyoruz. Bu, fırsat eşitliği değildir. Bir çocuğun geleceği ailesinin gelirine, yaşadığı şehre veya gittiği okula göre belirleniyorsa eğitim sistemi toplumsal eşitsizliği azaltmıyor, tam tersine büyütüyor demektir. Devletin görevi, imkânı olmayan çocukları kaderlerine terk etmek değil, onlar için gerçek bir eşitlik sağlamaktır. Geçmişi Suçlamak Yönetememenin Mazereti Olamaz Sayın Yusuf Tekin, Türkiye’nin eğitim sistemi uzun yıllardır aynı siyasi iktidar tarafından yönetiliyor. Bu nedenle geçmişi suçlayarak bugünkü sorunlardan kaçmak artık inandırıcı değildir. Eğitimde başarı varsa bunun sorumluluğu size, başarısızlık varsa bunun sorumluluğu da yine size aittir. Yönetmek, yalnızca yetki kullanmak değildir. Yönetmek; sonuçların sorumluluğunu da üstlenmektir. Bugünkü çocukların eğitim kaybını geçmiş dönemlerin tartışmalarıyla açıklamak kolaycılıktır. Velilerin, öğrencilerin ve öğretmenlerin beklentisi mazeret değil, çözüm duymaktır. Türkiye’nin ihtiyacı ideolojik hesaplaşmalar değil; bilimsel, çağdaş, özgürlükçü ve liyakate dayalı bir eğitim sistemidir. Eğitim politikaları bir partinin siyasi hedeflerine göre değil, Türkiye’nin uzun vadeli çıkarlarına göre belirlenmelidir. Eğitimde Kaybedilen Her Yıl Türkiye’nin Geleceğinden Çalınmaktadır Bir öğrencinin kaybettiği yıl geri getirilemez. Bir neslin eksik eğitilmesinin bedeli ise yıllar boyunca ekonomi, bilim, teknoloji, hukuk ve demokrasi alanlarında ödenir. Bu nedenle eğitimde yapılan yanlışların telafisi yalnızca yeni bir yönetmelik çıkarılarak yapılamaz. Türkiye’nin çocukları, geçmiş tartışmalarının ve siyasi hesapların kurbanı edilemez. Sayın Yusuf Tekin’e açıkça sesleniyorum: Geçmişle kavga etmeyi bırakın. Öğretmenlerin sorunlarını çözün. Okullar arasındaki eşitsizliği azaltın. Üniversitelerde bilimi ve liyakati güçlendirin. Çocuklarımıza yabancı dil, teknoloji, bilim, sanat ve özgür düşünce kazandırın. Eğitimi siyasetin arka bahçesi olmaktan çıkarın. Çünkü bir ülkenin eğitim sistemi çökerse, yalnızca öğrenciler sınav kaybetmez; o ülke geleceğini kaybeder. Artık vatandaşların karşısına mazeretlerle değil, sonuçlarla çıkma zamanıdır. Eğitimde geçmişi tartışarak günü kurtarabilirsiniz. Ancak geleceği kurtaramazsınız. Ve unutulmamalıdır ki eğitimde kaybedilen her yıl, Türkiye’nin geleceğinden çalınan bir yıldır.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.