Milletin Evet’i Sandıkta Belli Olur
Numan Kurtulmuş, “Terörsüz Türkiye” sürecini Türkiye tarihinin en önemli süreçlerinden biri olarak değerlendiriyor ve çerçeve yasa teklifinin Meclis’te 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesini millet iradesinin güçlü bir göstergesi olarak yorumluyor.
Benim itirazım tam da burada başlıyor.
Meclis’te 467 milletvekilinin “evet” demesi elbette siyasi ve hukuki açıdan önemlidir. Ancak 467 milletvekilinin verdiği oy ile 86 milyon vatandaşın iradesini aynı şeymiş gibi göstermek doğru değildir.
Milletvekilleri millet adına kanun yapar, karar alır, Meclis’te oy kullanır. Temsili demokrasinin gereği budur. Fakat söz konusu mesele Türkiye’nin geleceğini, terörle mücadeleyi, devletin temel politikalarını ve toplumun tamamını ilgilendiren tarihi bir süreçse, “Milletimiz evet diyor” cümlesini kurmadan önce bir kez daha düşünmek gerekir.
Çünkü milletin ne dediğini öğrenmenin en açık ve tartışmasız yolu bellidir:
Sandık.
Gerçekten millet iradesinden söz edilecekse, gerektiğinde referandum yapılır ve vatandaşın önüne sandık konulur. Millet “evet” diyorsa evet, “hayır” diyorsa hayır denilir. Sonuç ne olursa olsun herkes milletin kararına saygı gösterir.
Ben “Terörsüz Türkiye” hedefinin karşısında değilim.
Aksine, bu topraklarda artık hiçbir annenin terör nedeniyle evladının ardından gözyaşı dökmemesi, hiçbir askerin, polisin veya vatandaşımızın terör saldırılarında hayatını kaybetmemesi hepimizin ortak arzusudur.
Ancak hedefin doğru olması, yöntemin sorgulanamayacağı anlamına gelmez.
Böylesine büyük ve tarihî sonuçlar doğurabilecek bir meselede toplumun ne düşündüğünü Meclis aritmetiğinden hareketle ilan etmek yerine, milletin kendisine kulak vermek gerekir.
Çünkü millet adına konuşmak kolaydır.
Asıl mesele, millete sorma cesaretini gösterebilmektir.
Bugün 467 milletvekili “evet” demiş olabilir.
Peki milletin kendisi ne diyor?
Asıl cevaplanması gereken soru budur.
Eğer gerçekten “millet iradesi” deniliyorsa, bu iradenin sahibine gidilmelidir. Sandık milletin önüne konulmalı ve vatandaşın vereceği karar herkes tarafından kabul edilmelidir.
Demokrasi yalnızca seçimden seçime milletvekili belirlemek veya Meclis’te çoğunluğu sağlamak değildir. Demokrasi, ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendiren kritik dönemlerde milletin sesini duyabilmek ve gerektiğinde doğrudan millete danışabilmektir.
Benim görüşüm nettir:
Millet adına karar verdiğinizi söylemeden önce millete sorun.
Millet “evet” diyorsa başımızın üstünde yeri vardır.
Millet “hayır” diyorsa ona da aynı şekilde saygı duyulmalıdır.
Çünkü egemenliğin gerçek sahibi ne bir siyasi parti, ne bir Meclis grubu ne de herhangi bir makamdır.
Egemenliğin sahibi millettir.
Ve milletin “evet”i de “hayır”ı da en açık biçimde sandıkta belli olur.
