İsmail ER
Köşe Yazarı
İsmail ER
 

Çerçeve Yasa Tartışması: Siyasette Tutarlılık ve Hukuk Nerede?

    Siyasette güvenin temel şartlarından biri, söylenen söz ile atılan adımın birbiriyle örtüşmesidir. Bir siyasi parti ya da milletvekili bugün bir düzenlemeye “evet” deyip yarın aynı düzenlemenin sonuçlarına itiraz ediyorsa, vatandaşın aklına doğal olarak şu soru gelir:   “Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz?”   Çerçeve yasa tartışmaları üzerinden yaşanan gelişmeler de tam olarak bu soruyu gündeme getiriyor.   Demokratik siyasette görüş değiştirmek mümkündür. Eleştiri yapmak da itiraz etmek de siyasetin doğal bir parçasıdır. Ancak bir gün destek verilen bir düzenlemeye ertesi gün itiraz ediliyorsa bunun gerekçesinin açık, anlaşılır ve kamuoyuna hesap verebilir şekilde ortaya konulması gerekir.   Çünkü siyaset yalnızca karar almak değil, alınan kararın sorumluluğunu da taşımaktır.   Mesele Yalnızca Bir Yasa Değil   Burada tartışılması gereken mesele yalnızca “terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında hangi adımların atılacağı değildir.   Asıl soru şudur:   Türkiye’de hukuk herkese eşit uygulanacak mı?   Bir devletin terörle mücadeledeki başarısı, suç işlediği kesinleşmiş kişilere ayrıcalık tanınmasıyla değil; suçlu ile suçsuzu birbirinden ayırabilen güçlü, bağımsız ve adil bir hukuk sistemiyle ölçülür.   Eğer Türkiye gerçekten terörsüz bir gelecek hedefliyorsa bunun yolu hukukun üstünlüğünden, adaletten ve şeffaflıktan geçmelidir.   Çünkü hukuk bir kişi, örgüt veya siyasi çevre için farklı; başka insanlar için farklı uygulanmaya başladığı anda adalet duygusu ağır yara alır.   Vatandaşın Sorusu Çok Açık   Terör suçlarından hüküm giymiş kişiler konusunda farklı hukuki düzenlemeler gündeme geldiğinde toplumun bunun gerekçesini sorgulaması son derece doğaldır.   Vatandaş ister istemez şunu soracaktır:   “Terör suçlarından hüküm giymiş kişileri serbest bırakırsak terörsüz Türkiye mi olacağız? Aynı mantıkla FETÖ suçlarından hüküm giymiş olanları serbest bırakınca FETÖ’süz Türkiye mi olacağız? Hırsızları bırakınca hırsızsız, katilleri bırakınca katilsiz bir ülke mi olacağız?”   Elbette devlet yönetimi ve hukuk bu kadar basit bir denklem üzerinden yürütülemez.   Zaten mesele de tam olarak budur.   Devletin gücü suçluyu sokağa bırakmakta değil, suçlu ile suçsuzu adalet içerisinde ayırabilmekte ortaya çıkar.   Türkiye’nin ihtiyacı slogan değil, adalettir.   Siyasetçinin Millete Hesap Verme Sorumluluğu Vardır   Bir milletvekili bir düzenlemeye “evet” diyorsa neden evet dediğini millete anlatmalıdır.   İtiraz ediyorsa neden itiraz ettiğini de açıkça ortaya koymalıdır.   Hem destek verip hem de sonrasında ortaya çıkan tabloya karşı çıkmak, gerekçesi açıklanmadığı takdirde kamuoyunda ciddi bir tutarsızlık görüntüsü oluşturur.   Millet artık siyasi manevralardan, kapalı kapılar ardındaki hesaplardan ve ne anlama geldiği tam olarak açıklanmayan kararlardan yoruldu.   Vatandaşın beklentisi çok açıktır:   Tutarlılık, hukuk ve adalet.   Çünkü devlet yönetiminde en tehlikeli gelişmelerden biri, hukukun kişiye, suça veya siyasi görüşe göre farklı uygulanmaya başlamasıdır.   YENİ Parti Milletvekillerine Açık Soru   Buradan YENİ Parti milletvekillerine açıkça soruyorum:   Bir taraftan çerçeve yasaya “evet” derken, diğer taraftan neden itiraz ediyorsunuz?   Siz tam olarak neye “evet”, neye “hayır” diyorsunuz?   Destek verdiğiniz madde hangisi?   Karşı çıktığınız uygulama hangisi?   Görüşünüz değiştiyse bunun gerekçesi nedir?   Milletin kafasında soru işareti bırakmayın.   Çünkü milletvekilliği yalnızca Meclis’te el kaldırmak değildir. Millet adına kullanılan oyun gerekçesini yine millete açıklamak da milletvekilliğinin sorumluluğudur.   Siyasetin dili açık, kararları tutarlı, ölçüsü ise hukuk olmalıdır.   Bugün Türkiye’nin en fazla ihtiyaç duyduğu şey de budur:   Siyasi hesaplara göre değişmeyen hukuk, kişiye göre eğilip bükülmeyen adalet ve millete karşı açık bir siyaset anlayışı.   Aksi halde çerçeve yasadan çok daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalırız:   Milletin siyasete ve adalete olan güvenini kaybetmesiyle.
Ekleme Tarihi: 23 Ağustos 2026 -Pazar
İsmail ER

Çerçeve Yasa Tartışması: Siyasette Tutarlılık ve Hukuk Nerede?

 

 

Siyasette güvenin temel şartlarından biri, söylenen söz ile atılan adımın birbiriyle örtüşmesidir. Bir siyasi parti ya da milletvekili bugün bir düzenlemeye “evet” deyip yarın aynı düzenlemenin sonuçlarına itiraz ediyorsa, vatandaşın aklına doğal olarak şu soru gelir:

 

“Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz?”

 

Çerçeve yasa tartışmaları üzerinden yaşanan gelişmeler de tam olarak bu soruyu gündeme getiriyor.

 

Demokratik siyasette görüş değiştirmek mümkündür. Eleştiri yapmak da itiraz etmek de siyasetin doğal bir parçasıdır. Ancak bir gün destek verilen bir düzenlemeye ertesi gün itiraz ediliyorsa bunun gerekçesinin açık, anlaşılır ve kamuoyuna hesap verebilir şekilde ortaya konulması gerekir.

 

Çünkü siyaset yalnızca karar almak değil, alınan kararın sorumluluğunu da taşımaktır.

 

Mesele Yalnızca Bir Yasa Değil

 

Burada tartışılması gereken mesele yalnızca “terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında hangi adımların atılacağı değildir.

 

Asıl soru şudur:

 

Türkiye’de hukuk herkese eşit uygulanacak mı?

 

Bir devletin terörle mücadeledeki başarısı, suç işlediği kesinleşmiş kişilere ayrıcalık tanınmasıyla değil; suçlu ile suçsuzu birbirinden ayırabilen güçlü, bağımsız ve adil bir hukuk sistemiyle ölçülür.

 

Eğer Türkiye gerçekten terörsüz bir gelecek hedefliyorsa bunun yolu hukukun üstünlüğünden, adaletten ve şeffaflıktan geçmelidir.

 

Çünkü hukuk bir kişi, örgüt veya siyasi çevre için farklı; başka insanlar için farklı uygulanmaya başladığı anda adalet duygusu ağır yara alır.

 

Vatandaşın Sorusu Çok Açık

 

Terör suçlarından hüküm giymiş kişiler konusunda farklı hukuki düzenlemeler gündeme geldiğinde toplumun bunun gerekçesini sorgulaması son derece doğaldır.

 

Vatandaş ister istemez şunu soracaktır:

 

“Terör suçlarından hüküm giymiş kişileri serbest bırakırsak terörsüz Türkiye mi olacağız? Aynı mantıkla FETÖ suçlarından hüküm giymiş olanları serbest bırakınca FETÖ’süz Türkiye mi olacağız? Hırsızları bırakınca hırsızsız, katilleri bırakınca katilsiz bir ülke mi olacağız?”

 

Elbette devlet yönetimi ve hukuk bu kadar basit bir denklem üzerinden yürütülemez.

 

Zaten mesele de tam olarak budur.

 

Devletin gücü suçluyu sokağa bırakmakta değil, suçlu ile suçsuzu adalet içerisinde ayırabilmekte ortaya çıkar.

 

Türkiye’nin ihtiyacı slogan değil, adalettir.

 

Siyasetçinin Millete Hesap Verme Sorumluluğu Vardır

 

Bir milletvekili bir düzenlemeye “evet” diyorsa neden evet dediğini millete anlatmalıdır.

 

İtiraz ediyorsa neden itiraz ettiğini de açıkça ortaya koymalıdır.

 

Hem destek verip hem de sonrasında ortaya çıkan tabloya karşı çıkmak, gerekçesi açıklanmadığı takdirde kamuoyunda ciddi bir tutarsızlık görüntüsü oluşturur.

 

Millet artık siyasi manevralardan, kapalı kapılar ardındaki hesaplardan ve ne anlama geldiği tam olarak açıklanmayan kararlardan yoruldu.

 

Vatandaşın beklentisi çok açıktır:

 

Tutarlılık, hukuk ve adalet.

 

Çünkü devlet yönetiminde en tehlikeli gelişmelerden biri, hukukun kişiye, suça veya siyasi görüşe göre farklı uygulanmaya başlamasıdır.

 

YENİ Parti Milletvekillerine Açık Soru

 

Buradan YENİ Parti milletvekillerine açıkça soruyorum:

 

Bir taraftan çerçeve yasaya “evet” derken, diğer taraftan neden itiraz ediyorsunuz?

 

Siz tam olarak neye “evet”, neye “hayır” diyorsunuz?

 

Destek verdiğiniz madde hangisi?

 

Karşı çıktığınız uygulama hangisi?

 

Görüşünüz değiştiyse bunun gerekçesi nedir?

 

Milletin kafasında soru işareti bırakmayın.

 

Çünkü milletvekilliği yalnızca Meclis’te el kaldırmak değildir. Millet adına kullanılan oyun gerekçesini yine millete açıklamak da milletvekilliğinin sorumluluğudur.

 

Siyasetin dili açık, kararları tutarlı, ölçüsü ise hukuk olmalıdır.

 

Bugün Türkiye’nin en fazla ihtiyaç duyduğu şey de budur:

 

Siyasi hesaplara göre değişmeyen hukuk, kişiye göre eğilip bükülmeyen adalet ve millete karşı açık bir siyaset anlayışı.

 

Aksi halde çerçeve yasadan çok daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalırız:

 

Milletin siyasete ve adalete olan güvenini kaybetmesiyle.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.