Son günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yaptığı bir açıklama kamuoyunda geniş yankı uyandırdı:
“Emeklilerin maaşını zamanında ödüyoruz.”
Bu cümle ilk bakışta sıradan bir bilgilendirme gibi görünebilir. Ancak satır aralarına bakıldığında, toplumun önemli bir kesiminde rahatsızlık yaratan bir yaklaşımı da barındırıyor. Çünkü bu ifade, sanki emekliye maaş ödemek bir lütufmuş gibi algılanıyor. Oysa gerçek çok daha açık ve nettir: Emekli maaşı, yıllarca alın teri dökmüş insanların hak ettiği bir karşılıktır. Ne bir bağış, ne de bir iyilik…
Zorlanıyorsanız, Doğru Yerden Başlayın
Eğer gerçekten bütçede bir sıkıntı varsa ve tasarruf kaçınılmaz hale geldiyse, bunun adresi yanlış seçilmemelidir. Tasarruf, en kırılgan kesimden değil; en fazla imkâna sahip olan alanlardan başlatılmalıdır.
Bugün Türkiye’de tasarruf denildiğinde ilk akla gelen ne yazık ki hep aynı kesimler oluyor: emekliler, işçiler ve dar gelirli vatandaşlar. Oysa devlet yönetiminde gerçek bir tasarruf iradesi ortaya konulacaksa, önce kamudaki israf kalemleri masaya yatırılmalıdır.
Somut Öneriler, Gerçekçi Adımlar
Tasarrufun adresi bellidir:
- Milletvekili sayısı yeniden gözden geçirilebilir
- Maaş ve ayrıcalıklar kamu vicdanını rahatlatacak seviyeye çekilebilir
- Ömür boyu süren emeklilik uygulamaları tartışmaya açılabilir
- Makam araçları ve lüks harcamalar sınırlandırılabilir
- Kamu kurumlarındaki gereksiz giderler şeffaf şekilde denetlenebilir
Bunlar popülist söylemler değil; kamu maliyesine nefes aldırabilecek ciddi başlıklardır. Üstelik toplumda da karşılık bulacak adımlardır.
Asıl Mesele Güven Meselesidir
Vatandaş artık sadece rakamlara değil, samimiyete bakıyor. Eğer fedakârlık isteniyorsa, bunun toplumun her kesimine eşit şekilde yansıması gerekir. En tepeden başlanmayan hiçbir tasarruf çağrısı, toplumda karşılık bulmaz.
Emekliye “sabret” demek kolaydır. Ancak o sabrın bir karşılığı olmalıdır. İnsanlar, kendi hayatlarında kısıntıya giderken, devletin de aynı hassasiyeti gösterdiğini görmek ister.
Son Söz
Emekliye maaşını zamanında ödemek bir başarı değildir. Bu, devletin en temel sorumluluğudur.
Eğer gerçekten bir tasarruf politikası uygulanacaksa;
önce israftan, lüksten ve ayrıcalıklardan başlanmalıdır.
İşte o zaman millet inanır.
İşte o zaman emekli sabreder.
