İsmail ER
Köşe Yazarı
İsmail ER
 

Ekrandaki Şiddet Sokakta: Suçlu Diziler mi Toplum mu?

    Televizyonu açıyorsunuz… Aynı sahne: silahlar, hesaplaşmalar, intikam… Adı “dizi”, ama etkisi sadece ekranda kalmıyor. Son yıllarda Türkiye’de mafya temalı yapımlar adeta bir furyaya dönüştü. Reyting uğruna şiddet, “güç” kavramı üzerinden meşrulaştırılıyor. Ve artık toplumda daha yüksek sesle sorulan bir soru var: Bu diziler şiddeti artırıyor mu? Ben her türlü şiddete karşıyım. Sokakta, okulda, evde… Nerede olursa olsun. Ama beni en çok düşündüren, şiddetin evlerimizin içine kadar girip normalleşmesi. Çünkü televizyon sadece bir eğlence aracı değil; aynı zamanda bir öğretici. Farkında olmasak bile davranışlarımızı, dilimizi ve bakış açımızı şekillendiriyor. Bugün gençlerin konuşma tarzına, tavırlarına baktığınızda; dizilerde gördüğümüz o “güç gösterisi” dilinin birebir yansımasını görmek zor değil. Sorun sadece bir sahnede sıkılan kurşun değil… O kurşunun “haklı” gösterilmesi. İyinin ve kötünün birbirine karıştığı, suçun kahramanlık gibi sunulduğu bir anlatı; özellikle genç zihinlerde tehlikeli bir iz bırakıyor. Ama burada önemli bir soruyu sormadan geçemeyiz: Gerçekten suçlu sadece diziler mi? Toplumdaki şiddeti tek başına ekranlara bağlamak, gerçeği fazlasıyla basitleştirmek olur. Eğitim sistemi, aile yapısı, ekonomik sıkıntılar, adalet duygusunun zedelenmesi… Bunların hepsi şiddetin beslendiği alanlar. Diziler ise bu tablonun hem bir yansıması, hem de bir hızlandırıcısı. Peki çözüm ne? Tüm mafya dizilerini yasaklamak mı? Bu kulağa sert geliyor… ama aynı zamanda yüzeysel. Çünkü yasaklamak en kolay yoldur. Asıl mesele; neyi neden izlediğimizi sorgulamak. Yapımcıların daha sorumlu içerikler üretmesi, denetim mekanizmalarının daha etkin çalışması ve şiddetin “özendirici” değil “eleştirici” bir dille anlatılması gerekiyor. Ama iş sadece yapımcıda değil. İzleyici de sorumludur. Çünkü reyting verdiğimiz her içerik, aslında bir mesajdır: “Bunu izlemek istiyoruz.” Evet… Mafya dizileri masum değil. Evet… toplum üzerinde etkileri büyük. Ama onları tek başına suçlu ilan etmek, asıl sorumluları görünmez kılar. Eğer gerçekten şiddeti azaltmak istiyorsak… Sadece ekranı kapatmak yetmez. Zihniyetimizi değiştirmemiz gerekir. Çünkü mesele yalnızca televizyonda neyin yayınlandığı değil, toplum olarak neyi benimsediğimizdir.
Ekleme Tarihi: 18 Nisan 2026 -Cumartesi
İsmail ER

Ekrandaki Şiddet Sokakta: Suçlu Diziler mi Toplum mu?

 

 

Televizyonu açıyorsunuz…
Aynı sahne: silahlar, hesaplaşmalar, intikam…

Adı “dizi”, ama etkisi sadece ekranda kalmıyor.

Son yıllarda Türkiye’de mafya temalı yapımlar adeta bir furyaya dönüştü. Reyting uğruna şiddet, “güç” kavramı üzerinden meşrulaştırılıyor. Ve artık toplumda daha yüksek sesle sorulan bir soru var:

Bu diziler şiddeti artırıyor mu?

Ben her türlü şiddete karşıyım.
Sokakta, okulda, evde… Nerede olursa olsun.

Ama beni en çok düşündüren, şiddetin evlerimizin içine kadar girip normalleşmesi. Çünkü televizyon sadece bir eğlence aracı değil; aynı zamanda bir öğretici. Farkında olmasak bile davranışlarımızı, dilimizi ve bakış açımızı şekillendiriyor.

Bugün gençlerin konuşma tarzına, tavırlarına baktığınızda; dizilerde gördüğümüz o “güç gösterisi” dilinin birebir yansımasını görmek zor değil.
Sorun sadece bir sahnede sıkılan kurşun değil…

O kurşunun “haklı” gösterilmesi.

İyinin ve kötünün birbirine karıştığı, suçun kahramanlık gibi sunulduğu bir anlatı; özellikle genç zihinlerde tehlikeli bir iz bırakıyor.

Ama burada önemli bir soruyu sormadan geçemeyiz:

Gerçekten suçlu sadece diziler mi?

Toplumdaki şiddeti tek başına ekranlara bağlamak, gerçeği fazlasıyla basitleştirmek olur.
Eğitim sistemi, aile yapısı, ekonomik sıkıntılar, adalet duygusunun zedelenmesi…

Bunların hepsi şiddetin beslendiği alanlar.

Diziler ise bu tablonun hem bir yansıması, hem de bir hızlandırıcısı.

Peki çözüm ne?

Tüm mafya dizilerini yasaklamak mı?

Bu kulağa sert geliyor… ama aynı zamanda yüzeysel.
Çünkü yasaklamak en kolay yoldur.

Asıl mesele;
neyi neden izlediğimizi sorgulamak.

Yapımcıların daha sorumlu içerikler üretmesi, denetim mekanizmalarının daha etkin çalışması ve şiddetin “özendirici” değil “eleştirici” bir dille anlatılması gerekiyor.

Ama iş sadece yapımcıda değil.

İzleyici de sorumludur.

Çünkü reyting verdiğimiz her içerik, aslında bir mesajdır:
“Bunu izlemek istiyoruz.”

Evet…
Mafya dizileri masum değil.
Evet… toplum üzerinde etkileri büyük.

Ama onları tek başına suçlu ilan etmek, asıl sorumluları görünmez kılar.

Eğer gerçekten şiddeti azaltmak istiyorsak…

Sadece ekranı kapatmak yetmez.
Zihniyetimizi değiştirmemiz gerekir.

Çünkü mesele yalnızca televizyonda neyin yayınlandığı değil,
toplum olarak neyi benimsediğimizdir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.