Son günlerde “öğretmene şiddete hayır” söylemi toplumun her kesiminde daha yüksek sesle dile getiriliyor. Bu duruş, elbette son derece doğru ve gereklidir. Çünkü öğretmen, bir toplumun geleceğini inşa eden en önemli yapı taşlarından biridir ve saygıyı sonuna kadar hak eder.
Ancak burada durup kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Şiddetin gerçekten bir tarafı var mı?
Şiddet, kimden kime gelirse gelsin yanlıştır. Öğrencinin öğretmene uyguladığı şiddet ne kadar kabul edilemezse, öğretmenin öğrenciye uyguladığı şiddet de aynı derecede kabul edilemezdir. Ne yazık ki hâlâ bazı okullarda öğrencilerin ders başarısızlığı gerekçe gösterilerek fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz kaldığı gerçeğini görmezden gelemeyiz.
Bir öğrenci, anlamadığı bir ders yüzünden cezalandırılıyorsa, burada sorgulanması gereken şey öğrencinin kendisi değil, eğitim yaklaşımıdır. Çünkü eğitim; korkutarak, sindirerek değil, anlayarak, anlatarak ve sabırla ilerler.
Dayakla, baskıyla yetiştirilen bir neslin ne kendine ne de topluma faydası olur. Aksine, şiddet yalnızca o anı değil, bir insanın tüm hayatını etkileyen derin yaralar bırakır. Korkuyla büyüyen bireyler, özgüvenini kaybeder; öğrenme isteği körelir.
Ben her türlü şiddetin karşısındayım.
İster öğretmene yapılsın, ister öğrenciye…
Çünkü şiddet bir çözüm değildir. Tam tersine, sorunların daha da büyümesine neden olan bir çıkmaz sokaktır. Eğitim kurumları; çocukların kendini güvende hissettiği, hata yapmaktan korkmadığı ve öğrenmeye hevesle sarıldığı yerler olmalıdır.
Eğer bir öğrenci sınıfta korkuyorsa, orada eğitimden değil, baskıdan söz ederiz.
Unutulmamalıdır ki bir öğretmen sadece ders anlatmaz; aynı zamanda örnek olur, yol gösterir. Şiddet uygulayan bir öğretmen, verdiği dersin içeriğinden önce davranışıyla iz bırakır. Ve o iz, çoğu zaman silinmesi zor bir travmaya dönüşür.
Bugün yapılması gereken şey çok nettir:
Şiddeti kimin uyguladığına bakmadan, ortak bir duruş sergilemek.
Çünkü adalet, ancak herkese eşit uygulandığında anlam kazanır. Öğretmeni korurken öğrenciyi görmezden gelen bir anlayış da, öğrenciyi savunurken öğretmeni hedef alan bir yaklaşım da eksiktir.
Toplum olarak artık şunu açıkça söylemeliyiz:
Şiddetin hiçbir bahanesi yoktur.
Şiddetin hiçbir tarafı yoktur.
Ve şiddet, asla bir eğitim yöntemi değildir.
Eğitim; sevgiyle, sabırla ve anlayışla büyür.
Bunun dışındaki her yol, geleceğimizi karartır.
