Geçen hafta 170 TL’ye aldığım yoğurt, bu hafta olmuş 200 TL.
Aradan sadece bir hafta geçti.
Şimdi soruyorum:
Ne oldu da bir haftada 30 lira arttı?
İnekler mi greve gitti?
Koyunlar mı mesaiden kaçtı?
Yoksa yem fiyatlarına yine gece yarısı bir zam mı geldi?
Artık bu ülkede fiyat etiketleri sabah ayrı, akşam ayrı konuşuyor.
Vatandaş maaşına yılda bir zam alıyor. Market rafları ise her hafta kendi kendine zam yapıyor.
Bu nasıl bir denge?
Bu nasıl bir piyasa anlayışı?
Elbette üretim maliyetleri artabilir.
Elektrik artar, mazot artar, yem artar…
Bunlar hayatın gerçeği.
Ama bir haftada 30 lira nedir?
Bunun adı maliyet artışı mı?
Yoksa fırsatçılık mı?
Bugün mesele sadece bir yoğurt meselesi değildir.
Mesele, sistemin kontrol edilip edilmediği meselesidir.
Denetim mekanizması nerededir?
Fahiş fiyat uygulayan uygulayana…
Denetim için illa vatandaşın ihbar mı etmesi gerekiyor?
Zabıta ekipleri ne yapıyor?
Mesai doldurmak için birkaç esnafa uğrayıp geri mi dönüyorlar?
Rafları tek tek kontrol etmek bu kadar mı zor?
Eğer ortada gerçek bir maliyet artışı varsa, bunun şeffaf bir şekilde ortaya konması gerekir.
Ama ortada keyfi artış varsa, bunun adı düzensizliktir.
Vatandaşın cebine uzanan bu kontrolsüz zamlar karşısında yetkililer sessiz kalmamalıdır.
Çünkü mesele sadece yoğurt değildir.
Mesele adalettir.
Mesele sofradaki huzurdur.
Mesele emeğin karşılığıdır.
Biz sabah kalktığımızda fiyat sürprizi yaşamak istemiyoruz.
Biz her alışverişte “acaba bu hafta ne kadar artmıştır?” diye hesap yapmak istemiyoruz.
İstediğimiz tek şey şudur:
Denetlenen, şeffaf ve adil bir piyasa düzeni.
Yoksa yarın ekmek için de mi
“Buğday greve gitti” diyeceğiz?
