İsmail ER
Köşe Yazarı
İsmail ER
 

TÜRKİYE’NİN GERÇEK GÜNDEMİ: ENFLASYON VE GEÇİM MÜCADELESİ

Sokağa çıkın, ilk karşılaştığınız insana “Nasılsın?” diye sorun. Büyük ihtimalle alacağınız cevap tek kelime olacak: “Geçinemiyoruz.”   Artık bu bir şikâyet değil, toplumsal bir gerçeklik. Rakamlar ne açıklarsa açıklasın, gerçek enflasyon TÜİK tablolarında değil; manav tezgâhında, kasap vitrininde, market rafında ölçülüyor. Maaşlar yerinde sayarken etiketler koşuyor. İnsanlar ay sonunu değil, ayın ortasını bile göremez hâle geldi. On gün sonra Ramazan başlayacak. Normalde bereketin, paylaşmanın ve huzurun ayı… Fakat bugün birçok aile için Ramazan, ibadetten önce hesap kitap demek. Peynirin gramı, etin kilosu, tavuğun fiyatı sofraya oturmadan moral bozuyor. İnsanlar “ne pişirsem?” diye değil, “pişirebilir miyim?” diye düşünüyor. Oruç tutmak isteyen vatandaşın aklı ibadette değil; mutfakta. Denetim mekanizması ise toplumun vicdanını rahatlatacak noktadan uzak. Fiyatları kontrol etmesi gereken kurumlar çoğu zaman ya geç kalıyor ya da vatandaşın ihbarını bekliyor. Oysa devletin görevi, vatandaş bağırmadan duymak değil midir? Zabıta çağrılmadan da haksızlık görülebilmeli. Çünkü raflardaki fiyat artışları gizli değil, herkesin gözü önünde. En ağır tabloyu emekli yaşıyor. Yıllarca çalışmış, üretmiş, bu ülkeye hizmet etmiş insanlar bugün pazara çıkarken hesap makinesiyle dolaşıyor. Kira, doğal gaz, elektrik ve su faturası maaşın yarısını daha eve girerken alıp götürüyor. Geri kalanla mutfağı döndürmek ise matematikten çok mucize gerektiriyor. Çalışan işçi de farklı değil. Ücret daha cebe girmeden eriyor. Okul masrafı, servis parası, yol gideri, temel gıda derken ay sonunda geriye sıfır kalıyor. İnsanlar lüks istemiyor; tatil, araba, konfor peşinde değil. Sadece ayakta kalmaya çalışıyor. Toplumda derin bir sessiz çığlık büyüyor. Bir baba bayramda çocuğuna harçlık verebilmeyi, bir anne tencerede kaynayan çorbayı eksik etmemeyi istiyor. Bu kadar temel taleplerin bile hayale dönüştüğü bir düzen sağlıklı değildir. Bugün Türkiye’nin gerçek gündemi ne siyasi polemikler ne tartışma programlarıdır. Gerçek gündem mutfaktır. Gerçek gündem enflasyondur. Çözüm; üretimi artıran, fırsatçılığı cezalandıran, dar gelirliyi gerçekten koruyan politikalarla mümkündür. Aksi hâlde emekli de işçi de aynı yükün altında ezilmeye devam edecek. Unutmayalım: Bugün atılan her doğru ekonomik adım, yarın bir çocuğun sofrasına ekmek olarak döner. Bu ülkenin insanı fazlasını değil, hakkını istiyor: İnsanca yaşamak.
Ekleme Tarihi: 11 Şubat 2026 -Çarşamba
İsmail ER

TÜRKİYE’NİN GERÇEK GÜNDEMİ: ENFLASYON VE GEÇİM MÜCADELESİ

Sokağa çıkın, ilk karşılaştığınız insana “Nasılsın?” diye sorun. Büyük ihtimalle alacağınız cevap tek kelime olacak: “Geçinemiyoruz.”

 

Artık bu bir şikâyet değil, toplumsal bir gerçeklik. Rakamlar ne açıklarsa açıklasın, gerçek enflasyon TÜİK tablolarında değil; manav tezgâhında, kasap vitrininde, market rafında ölçülüyor. Maaşlar yerinde sayarken etiketler koşuyor. İnsanlar ay sonunu değil, ayın ortasını bile göremez hâle geldi.

On gün sonra Ramazan başlayacak. Normalde bereketin, paylaşmanın ve huzurun ayı…
Fakat bugün birçok aile için Ramazan, ibadetten önce hesap kitap demek. Peynirin gramı, etin kilosu, tavuğun fiyatı sofraya oturmadan moral bozuyor. İnsanlar “ne pişirsem?” diye değil, “pişirebilir miyim?” diye düşünüyor. Oruç tutmak isteyen vatandaşın aklı ibadette değil; mutfakta.

Denetim mekanizması ise toplumun vicdanını rahatlatacak noktadan uzak. Fiyatları kontrol etmesi gereken kurumlar çoğu zaman ya geç kalıyor ya da vatandaşın ihbarını bekliyor.
Oysa devletin görevi, vatandaş bağırmadan duymak değil midir?
Zabıta çağrılmadan da haksızlık görülebilmeli. Çünkü raflardaki fiyat artışları gizli değil, herkesin gözü önünde.

En ağır tabloyu emekli yaşıyor. Yıllarca çalışmış, üretmiş, bu ülkeye hizmet etmiş insanlar bugün pazara çıkarken hesap makinesiyle dolaşıyor. Kira, doğal gaz, elektrik ve su faturası maaşın yarısını daha eve girerken alıp götürüyor. Geri kalanla mutfağı döndürmek ise matematikten çok mucize gerektiriyor.

Çalışan işçi de farklı değil. Ücret daha cebe girmeden eriyor.
Okul masrafı, servis parası, yol gideri, temel gıda derken ay sonunda geriye sıfır kalıyor. İnsanlar lüks istemiyor; tatil, araba, konfor peşinde değil. Sadece ayakta kalmaya çalışıyor.

Toplumda derin bir sessiz çığlık büyüyor.
Bir baba bayramda çocuğuna harçlık verebilmeyi, bir anne tencerede kaynayan çorbayı eksik etmemeyi istiyor. Bu kadar temel taleplerin bile hayale dönüştüğü bir düzen sağlıklı değildir.

Bugün Türkiye’nin gerçek gündemi ne siyasi polemikler ne tartışma programlarıdır.
Gerçek gündem mutfaktır.
Gerçek gündem enflasyondur.

Çözüm; üretimi artıran, fırsatçılığı cezalandıran, dar gelirliyi gerçekten koruyan politikalarla mümkündür. Aksi hâlde emekli de işçi de aynı yükün altında ezilmeye devam edecek.

Unutmayalım:
Bugün atılan her doğru ekonomik adım, yarın bir çocuğun sofrasına ekmek olarak döner.

Bu ülkenin insanı fazlasını değil, hakkını istiyor:
İnsanca yaşamak.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.