İsmail ER
Köşe Yazarı
İsmail ER
 

Sosyal Medyada Yeni Dolandırıcılık: “Hasta” Yalanıyla IBAN Avı

    Son zamanlarda giderek artan ve dikkat çekici bir tablo var: Sosyal medyada, WhatsApp gruplarında ya da özel mesajlarda dolaşan yardım çağrıları… Hikâyeler neredeyse hep aynı: “Eşim ağır hasta…” “Çocuğum kanser…” “Kirayı ödeyemedim…” “Acil ameliyat parası lazım…” Ve bu cümlelerin sonunda çoğu zaman bir IBAN numarası. İnsanın içini sızlatan, vicdanına dokunan ifadeler… Ama bir o kadar da düşündüren bir gerçek. Çünkü bu ülkede gerçekten zor durumda olan insanlar var. Gerçekten çocuğunun tedavisi için mücadele eden, kirayı ödeyemediği için çaresiz kalan, hastane kapılarında umut bekleyen binlerce insan bulunuyor. Yardımlaşma ve dayanışma ise zaten bizi biz yapan en güçlü değerlerden biri. Ancak tam da bu noktada tehlikeli bir kırılma yaşanıyor. Eskiden dilencilik sokakta yapılırdı. Cami önlerinde, kaldırımlarda, göz göze bakarak yardım istenirdi. Bugün ise teknoloji çağındayız. Dilencilik de dijitalleşti. Artık insanların karşısına ekran üzerinden çıkıyor. Bir mesaj… Bir hikâye… Bir IBAN… Ve çoğu zaman tek bir cümle: “Ne olur yardım edin…” İşte tam burada vicdan ile akıl arasında ince bir çizgi oluşuyor. İnsanlar “Ya doğruysa?” diyerek para gönderiyor. Çünkü kimse gerçekten zor durumda olan birine sırtını dönmek istemez. Ancak bu iyi niyet, ne yazık ki bazı kişiler tarafından sistematik şekilde istismar ediliyor. Daha da kötüsü, bu durum en büyük zararı gerçekten ihtiyaç sahiplerine veriyor. Çünkü sürekli sahte hikâyelerle karşılaşan toplum, zamanla güven duygusunu kaybediyor. Artık herkes şüpheli. Her yardım çağrısı sorgulanıyor. Ve en acısı; gerçekten yardıma muhtaç olan birinin sesi de bu gürültü içinde kayboluyor. İşte asıl tehlike burada. Bu nedenle bir gerçeği net şekilde kabul etmek zorundayız: Merhamet, sorgusuz sualsiz para göndermek değildir. Gerçek yardım; doğru kişiye, doğru şekilde ulaşandır. Bugün bireysel IBAN’lara gönderilen paralar yerine, denetlenebilir ve güvenilir kurumlar üzerinden yapılan yardımlar hem daha sağlıklı hem de daha sürdürülebilirdir. Yerel dayanışma ağları, bilinen yardım kuruluşları ve bizzat tanıdığımız insanlar bu noktada çok daha güvenilir kanallardır. Çünkü merhamet kutsaldır… Ama merhametin istismar edilmesine sessiz kalmak, ne vicdana ne de topluma hizmet eder. Artık yeni bir gerçekle karşı karşıyayız: Dijital dilencilik. Ve bu yeni düzen, sadece cebimizi değil, toplumun güven duygusunu da hedef alıyor. Bu yüzden yapmamız gereken şey çok açık: Vicdanımızı kaybetmeden, aklımızı devre dışı bırakmamak. Yardım etmek bir erdemdir. Ama vicdan sömürüsüne izin vermek, erdem değil; hatadır.
Ekleme Tarihi: 17 Mart 2026 -Salı
İsmail ER

Sosyal Medyada Yeni Dolandırıcılık: “Hasta” Yalanıyla IBAN Avı

 

 

Son zamanlarda giderek artan ve dikkat çekici bir tablo var: Sosyal medyada, WhatsApp gruplarında ya da özel mesajlarda dolaşan yardım çağrıları…

Hikâyeler neredeyse hep aynı:
“Eşim ağır hasta…”
“Çocuğum kanser…”
“Kirayı ödeyemedim…”
“Acil ameliyat parası lazım…”

Ve bu cümlelerin sonunda çoğu zaman bir IBAN numarası.

İnsanın içini sızlatan, vicdanına dokunan ifadeler…
Ama bir o kadar da düşündüren bir gerçek.

Çünkü bu ülkede gerçekten zor durumda olan insanlar var. Gerçekten çocuğunun tedavisi için mücadele eden, kirayı ödeyemediği için çaresiz kalan, hastane kapılarında umut bekleyen binlerce insan bulunuyor. Yardımlaşma ve dayanışma ise zaten bizi biz yapan en güçlü değerlerden biri.

Ancak tam da bu noktada tehlikeli bir kırılma yaşanıyor.

Eskiden dilencilik sokakta yapılırdı. Cami önlerinde, kaldırımlarda, göz göze bakarak yardım istenirdi. Bugün ise teknoloji çağındayız. Dilencilik de dijitalleşti. Artık insanların karşısına ekran üzerinden çıkıyor.

Bir mesaj…
Bir hikâye…
Bir IBAN…

Ve çoğu zaman tek bir cümle:
“Ne olur yardım edin…”

İşte tam burada vicdan ile akıl arasında ince bir çizgi oluşuyor.

İnsanlar “Ya doğruysa?” diyerek para gönderiyor. Çünkü kimse gerçekten zor durumda olan birine sırtını dönmek istemez. Ancak bu iyi niyet, ne yazık ki bazı kişiler tarafından sistematik şekilde istismar ediliyor.

Daha da kötüsü, bu durum en büyük zararı gerçekten ihtiyaç sahiplerine veriyor.

Çünkü sürekli sahte hikâyelerle karşılaşan toplum, zamanla güven duygusunu kaybediyor. Artık herkes şüpheli. Her yardım çağrısı sorgulanıyor. Ve en acısı; gerçekten yardıma muhtaç olan birinin sesi de bu gürültü içinde kayboluyor.

İşte asıl tehlike burada.

Bu nedenle bir gerçeği net şekilde kabul etmek zorundayız:
Merhamet, sorgusuz sualsiz para göndermek değildir.

Gerçek yardım; doğru kişiye, doğru şekilde ulaşandır.

Bugün bireysel IBAN’lara gönderilen paralar yerine, denetlenebilir ve güvenilir kurumlar üzerinden yapılan yardımlar hem daha sağlıklı hem de daha sürdürülebilirdir. Yerel dayanışma ağları, bilinen yardım kuruluşları ve bizzat tanıdığımız insanlar bu noktada çok daha güvenilir kanallardır.

Çünkü merhamet kutsaldır…
Ama merhametin istismar edilmesine sessiz kalmak, ne vicdana ne de topluma hizmet eder.

Artık yeni bir gerçekle karşı karşıyayız:
Dijital dilencilik.

Ve bu yeni düzen, sadece cebimizi değil, toplumun güven duygusunu da hedef alıyor.

Bu yüzden yapmamız gereken şey çok açık:
Vicdanımızı kaybetmeden, aklımızı devre dışı bırakmamak.

Yardım etmek bir erdemdir.
Ama vicdan sömürüsüne izin vermek, erdem değil; hatadır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.