İsmail ER
Köşe Yazarı
İsmail ER
 

Siyaset Mi Yapılıyor, Yoksa Koltuk Ticareti Mi?

Bugün ülkemizde siyasetin en büyük sorunlarından biri, ilkesizlik ve omurgasızlıktır. Eskiden insanlar bir davaya inanır, bir partinin görüşünü benimser ve bunun mücadelesini verirdi. Şimdi ise bakıyoruz, seçim zamanı bir partinin kapısında, seçim bittikten sonra gücün ve makamın olduğu başka bir partinin yanında. Vatandaş da haklı olarak soruyor: “Sen bu partinin düşüncelerine inanıyordun da neden ayrıldın? Yoksa başından beri mesele dava değil, koltuk muydu?” Bir belediye başkanı ya da milletvekili, seçime girdiği partinin rozetiyle oy alıyor. Meydanlarda o partiyi savunuyor, rakiplerini eleştiriyor, seçmenden destek istiyor. Vatandaş da güvenip oy veriyor. Ancak seçildikten sonra rüzgârın yönüne göre parti değiştiriyor. Bunun adına siyasi nezaket denemez. Bunun adı, seçmenin iradesine saygısızlıktır. Demokrasilerde fikir değişikliği olabilir. Ancak fikir değişikliği ile siyasi menfaat birbirine karıştırılmamalıdır. Eğer gerçekten fikirlerin değiştiyse, makamından istifa eder, yeniden milletin karşısına çıkarsın. Halk seni yine seçerse başının üstünde yeri vardır. Ama seçmenin verdiği emaneti cebine koyup başka bir siyasi adrese taşımak, ahlaki olarak da vicdani olarak da tartışılır. Daha acı olan ise, dün birbirine en ağır sözleri söyleyenlerin bugün aynı masada oturup birbirlerine övgüler dizmesidir. Dün “yanlış” dediklerine bugün “doğru” demeleri, dün eleştirdiklerini bugün alkışlamaları toplumun siyasete olan güvenini yerle bir etmektedir. Siyaset bir hizmet yarışı olmaktan çıkıp makam ve koltuk yarışına dönüşmüştür. Güç kimdeyse oraya yaklaşan, menfaat neredeyse orada saf tutan bir anlayış hâkim olmaya başlamıştır. Oysa siyaset, rüzgâra göre yön değiştiren bir yaprak değil, milletin emanetini taşıyan bir irade olmalıdır. Bugün vatandaşın siyasete olan güveninin azalmasının sebebi ekonomik sıkıntılar kadar, bu ilkesiz tavırlardır. Çünkü insanlar artık kimin neye inandığını değil, kimin hangi koltuğa oturmak istediğini konuşuyor. Benim anlayışıma göre siyaset, şahsi çıkar kapısı değildir. Siyaset, milletin derdiyle dertlenme makamıdır. Eğer bir siyasetçi, kendisini seçen insanlara verdiği sözü kolayca unutabiliyorsa, yarın milletin başka emanetlerini de unutabilir. Artık şu gerçeği görmek zorundayız. Siyasetin en büyük ihtiyacı yeni partiler ya da yeni yüzler değil, ilke sahibi insanlardır. Çünkü rozet değiştirmek kolaydır; zor olan, hangi şartta olursa olsun omurgalı kalabilmektir. Milletin oyunu alanlar şunu unutmamalıdır: Sandıkta alınan oy, kişiye verilmiş bir tapu değil, korunması gereken bir emanettir. O emaneti kişisel hesaplara kurban edenler belki makamlarını korurlar ama milletin gönlündeki yerlerini kaybederler.
Ekleme Tarihi: 06 Haziran 2026 -Cumartesi
İsmail ER

Siyaset Mi Yapılıyor, Yoksa Koltuk Ticareti Mi?

Bugün ülkemizde siyasetin en büyük sorunlarından biri, ilkesizlik ve omurgasızlıktır. Eskiden insanlar bir davaya inanır, bir partinin görüşünü benimser ve bunun mücadelesini verirdi. Şimdi ise bakıyoruz, seçim zamanı bir partinin kapısında, seçim bittikten sonra gücün ve makamın olduğu başka bir partinin yanında. Vatandaş da haklı olarak soruyor: “Sen bu partinin düşüncelerine inanıyordun da neden ayrıldın? Yoksa başından beri mesele dava değil, koltuk muydu?” Bir belediye başkanı ya da milletvekili, seçime girdiği partinin rozetiyle oy alıyor. Meydanlarda o partiyi savunuyor, rakiplerini eleştiriyor, seçmenden destek istiyor. Vatandaş da güvenip oy veriyor. Ancak seçildikten sonra rüzgârın yönüne göre parti değiştiriyor. Bunun adına siyasi nezaket denemez. Bunun adı, seçmenin iradesine saygısızlıktır. Demokrasilerde fikir değişikliği olabilir. Ancak fikir değişikliği ile siyasi menfaat birbirine karıştırılmamalıdır. Eğer gerçekten fikirlerin değiştiyse, makamından istifa eder, yeniden milletin karşısına çıkarsın. Halk seni yine seçerse başının üstünde yeri vardır. Ama seçmenin verdiği emaneti cebine koyup başka bir siyasi adrese taşımak, ahlaki olarak da vicdani olarak da tartışılır. Daha acı olan ise, dün birbirine en ağır sözleri söyleyenlerin bugün aynı masada oturup birbirlerine övgüler dizmesidir. Dün “yanlış” dediklerine bugün “doğru” demeleri, dün eleştirdiklerini bugün alkışlamaları toplumun siyasete olan güvenini yerle bir etmektedir. Siyaset bir hizmet yarışı olmaktan çıkıp makam ve koltuk yarışına dönüşmüştür. Güç kimdeyse oraya yaklaşan, menfaat neredeyse orada saf tutan bir anlayış hâkim olmaya başlamıştır. Oysa siyaset, rüzgâra göre yön değiştiren bir yaprak değil, milletin emanetini taşıyan bir irade olmalıdır. Bugün vatandaşın siyasete olan güveninin azalmasının sebebi ekonomik sıkıntılar kadar, bu ilkesiz tavırlardır. Çünkü insanlar artık kimin neye inandığını değil, kimin hangi koltuğa oturmak istediğini konuşuyor. Benim anlayışıma göre siyaset, şahsi çıkar kapısı değildir. Siyaset, milletin derdiyle dertlenme makamıdır. Eğer bir siyasetçi, kendisini seçen insanlara verdiği sözü kolayca unutabiliyorsa, yarın milletin başka emanetlerini de unutabilir. Artık şu gerçeği görmek zorundayız. Siyasetin en büyük ihtiyacı yeni partiler ya da yeni yüzler değil, ilke sahibi insanlardır. Çünkü rozet değiştirmek kolaydır; zor olan, hangi şartta olursa olsun omurgalı kalabilmektir. Milletin oyunu alanlar şunu unutmamalıdır: Sandıkta alınan oy, kişiye verilmiş bir tapu değil, korunması gereken bir emanettir. O emaneti kişisel hesaplara kurban edenler belki makamlarını korurlar ama milletin gönlündeki yerlerini kaybederler.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.