İsmail ER
Köşe Yazarı
İsmail ER
 

Baklava Tartışması: Halk mı, Piyasa mı?

    Gaziantep’te son günlerde alevlenen baklava tartışması, aslında çok daha derin bir meselenin kapısını aralıyor: Ticaret kimin için yapılır, halk kiminle korunur? Ticaret Odası Başkanı Sayın Tuncer Yıldırım’ın sert çıkışları dikkat çekiyor. Ancak burada sorulması gereken temel bir soru var: Fiyatların bu kadar yükseldiği bir ortamda, bu artışların önüne geçmek kimin sorumluluğudur? Eğer piyasa kendi içinde denge kuramıyorsa, vatandaş her geçen gün daha pahalıya temel ürünlere ulaşmak zorunda kalıyorsa, bu noktada eleştirinin yönü doğru mu belirleniyor? Şehitkamil Belediye Başkanı Sayın Umut Yılmaz’ın başlattığı uygun fiyatlı baklava satışı, aslında bir “ticaret hamlesi” değil, bir “sosyal denge” arayışıdır. Çünkü mesele sadece baklava değildir; mesele, vatandaşın alım gücünün her geçen gün erimesidir. Bugün baklava üzerinden yürüyen tartışma, yarın ekmek, et ya da başka bir temel ihtiyaç üzerinden karşımıza çıkacaktır. Şunu açıkça söylemek gerekir: Eğer belediyeler devreye girerek vatandaşa daha uygun fiyatlı ürün sunabiliyorsa, burada rahatsız olunması gereken şey bu değildir. Asıl rahatsız olunması gereken, yıllardır süregelen ve artık “normalleşmiş” yüksek fiyat düzenidir. Demek ki istenildiğinde daha uygun fiyatla da satış yapılabiliyormuş. O halde bugüne kadar bu astronomik fiyatlar neden vardı? Unutulmamalıdır ki Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve sivil toplum kuruluşları yalnızca üyelerini değil, aynı zamanda halkın ekonomik dengesini de gözetmek zorundadır. Bu makamlar, sadece piyasanın değil, toplumun da temsil makamlarıdır. Halkın alım gücü düşerken sessiz kalıp, alternatif çözümler üretildiğinde tepki göstermek, bu sorumlulukla ne kadar örtüşür? Belediyeler ise tam da bu noktada devreye girer. Sosyal belediyecilik yalnızca yol yapmak, park açmak değildir; gerektiğinde halkın sofrasına dokunabilmektir. Eğer bir vatandaş bayramda evine baklava götüremiyorsa, orada bir sorun vardır. Ve bu sorunu çözmek için atılan her adım, eleştirilmek yerine desteklenmelidir. Sonuç olarak mesele çok net: Bu tartışma baklava tartışması değil, anlayış tartışmasıdır. Ya halkın yanında durulacak ya da piyasanın alışılmış düzeni korunacaktır. Ama unutulmamalıdır ki; o makamlar, o koltuklar, o unvanlar… Hepsi bu halk sayesinde vardır. Ve gerçek görev, halkın yanında durabilmektir.
Ekleme Tarihi: 30 Mart 2026 -Pazartesi
İsmail ER

Baklava Tartışması: Halk mı, Piyasa mı?

 

 

Gaziantep’te son günlerde alevlenen baklava tartışması, aslında çok daha derin bir meselenin kapısını aralıyor: Ticaret kimin için yapılır, halk kiminle korunur?

Ticaret Odası Başkanı Sayın Tuncer Yıldırım’ın sert çıkışları dikkat çekiyor. Ancak burada sorulması gereken temel bir soru var: Fiyatların bu kadar yükseldiği bir ortamda, bu artışların önüne geçmek kimin sorumluluğudur? Eğer piyasa kendi içinde denge kuramıyorsa, vatandaş her geçen gün daha pahalıya temel ürünlere ulaşmak zorunda kalıyorsa, bu noktada eleştirinin yönü doğru mu belirleniyor?

Şehitkamil Belediye Başkanı Sayın Umut Yılmaz’ın başlattığı uygun fiyatlı baklava satışı, aslında bir “ticaret hamlesi” değil, bir “sosyal denge” arayışıdır. Çünkü mesele sadece baklava değildir; mesele, vatandaşın alım gücünün her geçen gün erimesidir. Bugün baklava üzerinden yürüyen tartışma, yarın ekmek, et ya da başka bir temel ihtiyaç üzerinden karşımıza çıkacaktır.

Şunu açıkça söylemek gerekir: Eğer belediyeler devreye girerek vatandaşa daha uygun fiyatlı ürün sunabiliyorsa, burada rahatsız olunması gereken şey bu değildir. Asıl rahatsız olunması gereken, yıllardır süregelen ve artık “normalleşmiş” yüksek fiyat düzenidir. Demek ki istenildiğinde daha uygun fiyatla da satış yapılabiliyormuş. O halde bugüne kadar bu astronomik fiyatlar neden vardı?

Unutulmamalıdır ki Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve sivil toplum kuruluşları yalnızca üyelerini değil, aynı zamanda halkın ekonomik dengesini de gözetmek zorundadır. Bu makamlar, sadece piyasanın değil, toplumun da temsil makamlarıdır. Halkın alım gücü düşerken sessiz kalıp, alternatif çözümler üretildiğinde tepki göstermek, bu sorumlulukla ne kadar örtüşür?

Belediyeler ise tam da bu noktada devreye girer. Sosyal belediyecilik yalnızca yol yapmak, park açmak değildir; gerektiğinde halkın sofrasına dokunabilmektir. Eğer bir vatandaş bayramda evine baklava götüremiyorsa, orada bir sorun vardır. Ve bu sorunu çözmek için atılan her adım, eleştirilmek yerine desteklenmelidir.

Sonuç olarak mesele çok net: Bu tartışma baklava tartışması değil, anlayış tartışmasıdır. Ya halkın yanında durulacak ya da piyasanın alışılmış düzeni korunacaktır. Ama unutulmamalıdır ki; o makamlar, o koltuklar, o unvanlar… Hepsi bu halk sayesinde vardır. Ve gerçek görev, halkın yanında durabilmektir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.