Ekonomide dengelerin sarsıldığı, dar gelirlinin nefes almakta zorlandığı bir dönemden geçiyoruz. Hayat pahalılığı her geçen gün biraz daha artarken, vatandaşın omuzlarındaki yük de aynı hızla ağırlaşıyor.
Son açıklanan veriler ise bu tabloyu rakamlarla somutlaştırıyor: Vergi ve cezalarda yıllık hedefin neredeyse üç katına yakın tahsilat, yılın daha ilk iki ayında gerçekleşmiş durumda.
Bu sadece bir ekonomik başarı hikâyesi midir?
Yoksa vatandaşın cebine uzanan daha güçlü bir elin göstergesi mi?
Rakamların Ötesindeki Gerçek
Ortaya çıkan tabloyu sadece istatistiklerle açıklamak eksik kalır. Çünkü bu artışın arkasında yatan gerçek, doğrudan vatandaşın hayatına dokunan bir baskıdır.
Ekonomide “sıcak para” bulmakta zorlanan yönetimlerin en kolay başvurduğu yöntem bellidir:
Vergileri artırmak, cezaları sıkılaştırmak.
Ancak burada kritik bir çizgi vardır:
Devletin gelirini artırma çabası, vatandaşın geçimini zorlaştıracak noktaya gelmemelidir.
Pazar Filesi Gerçeği
Bugün pazara çıkan bir vatandaşın filesi artık eskisi gibi dolmuyor.
Yarı yarıya azalan alışverişe rağmen ödenen ücret katlanarak artıyor.
Elektrik, su, kira, ulaşım, gıda…
Her kalemde hissedilen bu baskıya şimdi bir de artan vergi ve cezalar ekleniyor.
Bu noktada kaçınılmaz soru şudur:
Ekonominin bedelini neden hep aynı kesim ödüyor?
Vergi Adaleti Nerede?
Vergi adaleti, bir ülkenin ekonomik vicdanıdır.
Gelire göre dengeli bir dağılım yerine, sabit ve dar gelirli kesimin daha fazla yük altına sokulması; sadece ekonomik değil, toplumsal bir sorundur.
Kayıt dışılıkla etkin mücadele edilmeden,
zaten düzenli vergi ödeyen kesimin daha fazla sıkıştırılması;
- Devlete olan güveni zedeler
- Adalet duygusunu aşındırır
- Sosyal dengeleri bozar
Sorun Eski, Yöntem Tanıdık
Ekonomik sıkıntılar bir günde ortaya çıkmadı, bir günde de çözülmeyecek.
Ancak çözüm ararken tercih edilen yöntemler, çok şeyi açık eder:
Kim korunuyor?
Kim göz ardı ediliyor?
Bugün ortaya çıkan tablo net:
Yük adil dağılmıyor.
Fatura büyük ölçüde vatandaşa kesiliyor.
Gerçek Başarı Nedir?
Ekonomik başarı; sadece büyüme rakamlarıyla, tahsilat oranlarıyla ölçülemez.
Eğer vatandaş ay sonunu getiremiyorsa,
pazar filesi boş kalıyorsa,
gelecek kaygısı her geçen gün artıyorsa;
açıklanan verilerin sahada bir karşılığı yoktur.
Gerçek başarı şudur:
- Vatandaşın ezilmediği
- Gelirin adil dağıldığı
- Güvenin yeniden tesis edildiği
bir ekonomik düzen kurabilmek.
