İsmail ER
Köşe Yazarı
İsmail ER
 

Gerçek:

Hayatın gerçek yüzü bazen en sessiz anlarda çıkar insanın karşısına… Kalabalıkların içinde yürürken, telaşlara yetişmeye çalışırken, sahip olduklarımızı “ömürlük” sanırken unuturuz çoğu şeyi. Oysa insan dediğin; bir nefeslik misafir, bir gölgelik yolcudur dünyada. Bugün insanlar gerçeğinden uzak hayatların içinde yaşıyor. Omuzlarında görünmeyen yükler, ruhlarında tarif edilemeyen boşluklar var. Denizler kadar büyük dertlerin içinde boğulmuyor da bazen bir damla suda kayboluyor insan. Çünkü mesele dışarıdaki fırtına değil; içimizde kopan sessizliktir. Yürekler artık kalbin sesiyle değil, taşınan kimliklerle tarif ediliyor. İnsan olmanın sıcaklığı unutuluyor; geriye sadece isimler, unvanlar, belgeler kalıyor. Ruhunu kaybetmiş bedenler gibi dolaşıyoruz birbirimizin arasında. Sonra bir sela sesi yükseliyor gökyüzüne… Bir can daha toprağa emanet ediliyor. İşte tam o anda hayat durup insana soruyor: “Daha neyin kavgası? Neyin kibri? Neyin kırgınlığı?” Çünkü yaşamakla ölmek arasında bazen sadece santimlik bir beyaz kumaş var. İnsan bunu gerçekten ne zaman anlıyor biliyor musunuz? Elini kalbine koyduğunda değil… Kalbini secdeye bıraktığında. İşte o an dünyanın yükü hafifliyor. İçindeki bütün gürültüler susuyor. Ve insan ilk defa gerçekten yaşadığını hissediyor. Hayat bazen sıcak bir gün gibi yakıyor insanı. Ama ardından esen hafif bir rüzgâr nasıl ferahlık veriyorsa, Rabbin verdiği inşirah da yorgun ruhları öyle serinletiyor. Bizler de acıyan yanlarımızı sabırla yamamaya çalışıyoruz. Sevdiklerimizi; emanetlerin kaybolmadığı Allah’a bırakıyoruz. Çünkü biliyoruz… İnsanın içindeki yangını dünya söndüremez. Ama Allah’ın verdiği huzur, en büyük yangınları bile küle çevirebilir. Ve belki de hayatın özü tam burada saklıdır: Kırmadan yaşamak, unutmadan sevmek, vakit varken kıymet bilmek… Çünkü bir gün hepimiz, ardımızda yalnızca kalpten bıraktıklarımızı taşıyacağız.
Ekleme Tarihi: 16 Mayıs 2026 -Cumartesi
İsmail ER

Gerçek:

Hayatın gerçek yüzü bazen en sessiz anlarda çıkar insanın karşısına… Kalabalıkların içinde yürürken, telaşlara yetişmeye çalışırken, sahip olduklarımızı “ömürlük” sanırken unuturuz çoğu şeyi. Oysa insan dediğin; bir nefeslik misafir, bir gölgelik yolcudur dünyada. Bugün insanlar gerçeğinden uzak hayatların içinde yaşıyor. Omuzlarında görünmeyen yükler, ruhlarında tarif edilemeyen boşluklar var. Denizler kadar büyük dertlerin içinde boğulmuyor da bazen bir damla suda kayboluyor insan. Çünkü mesele dışarıdaki fırtına değil; içimizde kopan sessizliktir. Yürekler artık kalbin sesiyle değil, taşınan kimliklerle tarif ediliyor. İnsan olmanın sıcaklığı unutuluyor; geriye sadece isimler, unvanlar, belgeler kalıyor. Ruhunu kaybetmiş bedenler gibi dolaşıyoruz birbirimizin arasında. Sonra bir sela sesi yükseliyor gökyüzüne… Bir can daha toprağa emanet ediliyor. İşte tam o anda hayat durup insana soruyor: “Daha neyin kavgası? Neyin kibri? Neyin kırgınlığı?” Çünkü yaşamakla ölmek arasında bazen sadece santimlik bir beyaz kumaş var. İnsan bunu gerçekten ne zaman anlıyor biliyor musunuz? Elini kalbine koyduğunda değil… Kalbini secdeye bıraktığında. İşte o an dünyanın yükü hafifliyor. İçindeki bütün gürültüler susuyor. Ve insan ilk defa gerçekten yaşadığını hissediyor. Hayat bazen sıcak bir gün gibi yakıyor insanı. Ama ardından esen hafif bir rüzgâr nasıl ferahlık veriyorsa, Rabbin verdiği inşirah da yorgun ruhları öyle serinletiyor. Bizler de acıyan yanlarımızı sabırla yamamaya çalışıyoruz. Sevdiklerimizi; emanetlerin kaybolmadığı Allah’a bırakıyoruz. Çünkü biliyoruz… İnsanın içindeki yangını dünya söndüremez. Ama Allah’ın verdiği huzur, en büyük yangınları bile küle çevirebilir. Ve belki de hayatın özü tam burada saklıdır: Kırmadan yaşamak, unutmadan sevmek, vakit varken kıymet bilmek… Çünkü bir gün hepimiz, ardımızda yalnızca kalpten bıraktıklarımızı taşıyacağız.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.