İsmail ER
Köşe Yazarı
İsmail ER
 

Fitre Hesabı mı, Geçim Gerçeği mi?

    Diyanet İşleri Başkanlığı bu yıl fitre miktarını günlük 240 TL olarak açıkladı. Kağıt üzerinde bir rakam. Resmî bir duyuru. Bir satır, bir sayı. Ama hayat kağıt üzerinde yaşanmıyor. Basit bir hesap yapalım. Bir kişi için 30 gün üzerinden: 7.200 TL. Dört kişilik bir aile için: 28.800 TL. Peki asgari ücret ne kadar? 28.075 TL. Ortaya çıkan tablo şu: Dört kişilik bir ailenin bir aylık fitre toplamı, bir çalışanın bir aylık emeğinden daha fazla. Burada durup düşünmek gerekiyor. Eğer 240 TL “bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı” ise, o zaman asgari ücret hangi ihtiyaca göre belirleniyor? Çünkü matematik başka bir şey söylüyor, hayat başka bir şey. Fitre, dayanışmanın simgesidir. Zenginin fakiri gözetmesidir. İslam’ın sosyal adalet mekanizmasıdır. Ama bugün geldiğimiz noktada rakamlar başka bir gerçeği haykırıyor: Asgari ücretli zaten fitre verecek konumda değil. Adeta fitreye muhtaç hâlde. Mesele dini hüküm değil. Kimse fitrenin meşruiyetini tartışmıyor. Mesele ekonomik gerçekliktir. Çünkü bir rakam aynı zamanda bir hayat standardını gösterir. Eğer 240 TL bir insanın günlük asgari gıda ihtiyacıysa, o zaman milyonlarca insan ayda nasıl geçiniyor? Hangi matematikle? Hangi sabırla? Hangi fedakârlıkla? Çünkü bu ülkede milyonlarca çalışan, maaşının ilk haftasında mutfak masrafına yeniliyor. Kirayı, faturayı, ulaşımı, çocukların eğitim giderini saymıyoruz bile. Sadece “asgari gıda” üzerinden yapılan bir hesap bile gerçeği gözler önüne seriyor. Bu tablo bize şunu söylüyor: Sorun sadece bir miktar açıklamak değil; sorun, o miktarın ortaya koyduğu hayat pahalılığıdır. Fitre hesabı, aslında geçim gerçeğini ele veriyor. Toplumun vicdanı rakamlarla sınanmaz. Ama rakamlar vicdanı ele verir. Çünkü rakamlar ideoloji bilmez; doğrudan gerçeği gösterir. Bugün asıl mesele şudur: Eğer bir ailenin aylık “asgari gıda” ihtiyacı, bir çalışanın aylık gelirini aşıyorsa; sorun sabır eksikliği değildir. Sorun, geçim hesabının kendisidir. Şimdi asıl soruyu soralım: Bu ülkede geçim hesabı mı yanlış, yoksa geçinenler mi fazla sabırlı?      
Ekleme Tarihi: 22 Şubat 2026 -Pazar
İsmail ER

Fitre Hesabı mı, Geçim Gerçeği mi?

 

 

Diyanet İşleri Başkanlığı bu yıl fitre miktarını günlük 240 TL olarak açıkladı. Kağıt üzerinde bir rakam. Resmî bir duyuru. Bir satır, bir sayı.

Ama hayat kağıt üzerinde yaşanmıyor.

Basit bir hesap yapalım.

Bir kişi için 30 gün üzerinden: 7.200 TL.
Dört kişilik bir aile için: 28.800 TL.

Peki asgari ücret ne kadar?
28.075 TL.

Ortaya çıkan tablo şu:
Dört kişilik bir ailenin bir aylık fitre toplamı, bir çalışanın bir aylık emeğinden daha fazla.

Burada durup düşünmek gerekiyor.

Eğer 240 TL “bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı” ise, o zaman asgari ücret hangi ihtiyaca göre belirleniyor? Çünkü matematik başka bir şey söylüyor, hayat başka bir şey.

Fitre, dayanışmanın simgesidir. Zenginin fakiri gözetmesidir. İslam’ın sosyal adalet mekanizmasıdır. Ama bugün geldiğimiz noktada rakamlar başka bir gerçeği haykırıyor:

Asgari ücretli zaten fitre verecek konumda değil.
Adeta fitreye muhtaç hâlde.

Mesele dini hüküm değil. Kimse fitrenin meşruiyetini tartışmıyor. Mesele ekonomik gerçekliktir. Çünkü bir rakam aynı zamanda bir hayat standardını gösterir.

Eğer 240 TL bir insanın günlük asgari gıda ihtiyacıysa, o zaman milyonlarca insan ayda nasıl geçiniyor?
Hangi matematikle?
Hangi sabırla?
Hangi fedakârlıkla?

Çünkü bu ülkede milyonlarca çalışan, maaşının ilk haftasında mutfak masrafına yeniliyor. Kirayı, faturayı, ulaşımı, çocukların eğitim giderini saymıyoruz bile. Sadece “asgari gıda” üzerinden yapılan bir hesap bile gerçeği gözler önüne seriyor.

Bu tablo bize şunu söylüyor:
Sorun sadece bir miktar açıklamak değil; sorun, o miktarın ortaya koyduğu hayat pahalılığıdır.

Fitre hesabı, aslında geçim gerçeğini ele veriyor.

Toplumun vicdanı rakamlarla sınanmaz. Ama rakamlar vicdanı ele verir. Çünkü rakamlar ideoloji bilmez; doğrudan gerçeği gösterir.

Bugün asıl mesele şudur:

Eğer bir ailenin aylık “asgari gıda” ihtiyacı, bir çalışanın aylık gelirini aşıyorsa;
sorun sabır eksikliği değildir.

Sorun, geçim hesabının kendisidir.

Şimdi asıl soruyu soralım:

Bu ülkede geçim hesabı mı yanlış,
yoksa geçinenler mi fazla sabırlı?

 
 
 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.