Mehmet ZEYTİNCİ
Köşe Yazarı
Mehmet ZEYTİNCİ
 

İŞLETMELERDE KRİZ YÖNETİMİ İÇİN İKTİDARA ACİL DURUM ÇAĞRISI

    Piyasada çarkların yavaşladığı, nakit akışının daraldığı dönemlerde işletmelerin en büyük sorunu satış yapmak değil, yaptıkları satışın bedelini tahsil edebilmektir. Bugün birçok firma kâğıt üzerinde kâr ediyor görünse de kasasına giren para aynı hızda artmıyor. Bunun en temel sebeplerinden biri ise tahsil edilemeyen alacaklar üzerinden doğan vergi yüküdür. Mevcut sistemde işletmeler, henüz tahsil edemedikleri alacakları için dahi vergi ödemek zorunda kalabiliyor. Yani ortada fiilen elde edilmemiş bir gelir var; fakat devlet bu geliri gerçekleşmiş kabul ederek vergisini talep ediyor. Bu durum özellikle kriz dönemlerinde firmaların finansal yapısını ciddi şekilde zorluyor. Çünkü işletme hem parasını alamıyor hem de alamadığı paranın vergisini ödüyor.    Oysa çözüm aslında oldukça nettir: Tahsilatı yapılamayan alacakların vergisi, alacak tahsil edilinceye kadar ertelenmelidir. Üstelik bu erteleme, alacağın şişirilmiş değerleri üzerinden değil, asıl tutar üzerinden yapılmalıdır. Böyle bir düzenleme, devletin vergi hakkını ortadan kaldırmaz; sadece tahsil zamanını gerçek ekonomik duruma uygun hale getirir. Bu yaklaşımın piyasaya sağlayacağı katkılar oldukça önemlidir. Öncelikle işletmelerin üzerindeki nakit baskısı azalır. Firmalar, tahsil edemedikleri alacaklar nedeniyle ikinci bir yük altına girmez. Bu da iflasların ve konkordatoların önüne geçilmesine yardımcı olur. Aynı zamanda ticari hayat daha sürdürülebilir hale gelir; firmalar daha temkinli ama daha sağlıklı bir şekilde ticaret yapabilir. Devlet açısından bakıldığında ise bu bir vergi kaybı değil, verginin doğru zamanda tahsil edilmesidir. Tahsil edilmeyen bir gelir üzerinden alınan vergi, ekonomide kayıt dışılığı ve güvensizliği artıran bir unsura dönüşebilir. Oysa tahsilata bağlı bir vergilendirme modeli, hem adalet duygusunu güçlendirir hem de vergiye gönüllü uyumu artırır.    Bugün piyasaların en çok ihtiyaç duyduğu şey güven ve nefes alma alanıdır. İşletmelerin ayakta kalması, istihdamın korunması ve ekonomik çarkların yeniden hızlanması için devletin bu tür yapısal kolaylıkları devreye alması şarttır. Tahsil edilemeyen alacakların vergisinin ertelenmesi, belki tek başına tüm sorunları çözmez; ancak krizin etkilerini hafifletmek adına güçlü ve yerinde bir adım olacaktır. Ekonomiyi ayakta tutan sahadaki gerçeklerdir. Vergi politikalarının da bu gerçeklerle uyumlu hale getirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Ekleme Tarihi: 31 Mart 2026 -Salı
Mehmet ZEYTİNCİ

İŞLETMELERDE KRİZ YÖNETİMİ İÇİN İKTİDARA ACİL DURUM ÇAĞRISI

 

 

Piyasada çarkların yavaşladığı, nakit akışının daraldığı dönemlerde işletmelerin en büyük sorunu satış yapmak değil, yaptıkları satışın bedelini tahsil edebilmektir. Bugün birçok firma kâğıt üzerinde kâr ediyor görünse de kasasına giren para aynı hızda artmıyor. Bunun en temel sebeplerinden biri ise tahsil edilemeyen alacaklar üzerinden doğan vergi yüküdür.

Mevcut sistemde işletmeler, henüz tahsil edemedikleri alacakları için dahi vergi ödemek zorunda kalabiliyor. Yani ortada fiilen elde edilmemiş bir gelir var; fakat devlet bu geliri gerçekleşmiş kabul ederek vergisini talep ediyor. Bu durum özellikle kriz dönemlerinde firmaların finansal yapısını ciddi şekilde zorluyor. Çünkü işletme hem parasını alamıyor hem de alamadığı paranın vergisini ödüyor.

   Oysa çözüm aslında oldukça nettir:
Tahsilatı yapılamayan alacakların vergisi, alacak tahsil edilinceye kadar ertelenmelidir. Üstelik bu erteleme, alacağın şişirilmiş değerleri üzerinden değil, asıl tutar üzerinden yapılmalıdır. Böyle bir düzenleme, devletin vergi hakkını ortadan kaldırmaz; sadece tahsil zamanını gerçek ekonomik duruma uygun hale getirir.

Bu yaklaşımın piyasaya sağlayacağı katkılar oldukça önemlidir. Öncelikle işletmelerin üzerindeki nakit baskısı azalır. Firmalar, tahsil edemedikleri alacaklar nedeniyle ikinci bir yük altına girmez. Bu da iflasların ve konkordatoların önüne geçilmesine yardımcı olur. Aynı zamanda ticari hayat daha sürdürülebilir hale gelir; firmalar daha temkinli ama daha sağlıklı bir şekilde ticaret yapabilir.

Devlet açısından bakıldığında ise bu bir vergi kaybı değil, verginin doğru zamanda tahsil edilmesidir. Tahsil edilmeyen bir gelir üzerinden alınan vergi, ekonomide kayıt dışılığı ve güvensizliği artıran bir unsura dönüşebilir. Oysa tahsilata bağlı bir vergilendirme modeli, hem adalet duygusunu güçlendirir hem de vergiye gönüllü uyumu artırır.

   Bugün piyasaların en çok ihtiyaç duyduğu şey güven ve nefes alma alanıdır. İşletmelerin ayakta kalması, istihdamın korunması ve ekonomik çarkların yeniden hızlanması için devletin bu tür yapısal kolaylıkları devreye alması şarttır. Tahsil edilemeyen alacakların vergisinin ertelenmesi, belki tek başına tüm sorunları çözmez; ancak krizin etkilerini hafifletmek adına güçlü ve yerinde bir adım olacaktır.

Ekonomiyi ayakta tutan sahadaki gerçeklerdir. Vergi politikalarının da bu gerçeklerle uyumlu hale getirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.