Mehmet ZEYTİNCİ
Köşe Yazarı
Mehmet ZEYTİNCİ
 

Gaziantep’teki “Halep”ten Kim Sorumlu?

    Bir dönem televizyon ekranlarında savaşın yıktığı Halep’in görüntülerini izlerdik. Yıkılmış binalar, terk edilmiş sokaklar, hayatın durduğu mahalleler… Ve hep aynı soruyu sorardık: “Bir şehir nasıl bu hale gelir?” Bugün aynı soruyu kendi şehrimiz için sormak zorunda kalıyorsak, ortada ciddi bir sorun var demektir. Gaziantep’in kalbinde yer alan İnönü Caddesi… Eski Garajlar bölgesi… Boğaziçi Bulvarı çevresi… Etiler Mahallesi’ndeki geri dönüşüm alanları… Buralara bakınca insanın aklına tek bir soru geliyor: Gaziantep’teki bu “Halep görüntüsünden” kim sorumlu? Yarım bırakılmış binalar… Boşaltılmış, kaderine terk edilmiş sokaklar… Toz, moloz ve belirsizlik içinde yaşamaya çalışan insanlar… Bir zamanlar ticaretin canlı olduğu, esnafın kepenk açtığı, insanların alışveriş yaptığı mahalleler bugün sessizliğe gömülmüş durumda. Kapanan işyerleri var. Sessizleşen esnaf var. Değeri hızla düşen mülkler var. Ve en önemlisi; geleceğinden emin olmayan bir şehir merkezi var. İnsan ister istemez soruyor: Bu manzaranın savaş görmüş bir şehirden ne farkı var? Halep’i savaş yıktı. Peki Gaziantep’in merkezini kim yıkıyor? Savaş yok. Ama plansızlık var. Belirsizlik var. Bitmeyen projeler var. “Yerinde dönüşüm” adıyla başlatılan çalışmalar yıllardır sürüyor. Vatandaş evinden çıkıyor ama yerine ne zaman döneceğini bilmiyor. Esnaf dükkânını kapatıyor ama yeni ticaret alanı oluşmuyor. Mahalle boşalıyor ama sosyal hayat geri gelmiyor. Oysa şehircilik sadece yıkmak değildir. Şehircilik, yıktığını zamanında ve doğru şekilde yeniden yapmaktır. Dönüşüm demek; insanı mağdur etmek değil, umut vermek demektir. Bugün Gaziantep’in merkezinde yaşanan tablo ise umut değil, belirsizlik üretiyor. Yetkililere sorulması gereken sorular açık: Bu projelerin bitiş tarihleri neden net değil? Süreç neden şeffaf yürütülmüyor? Evlerinden çıkan vatandaşın mağduriyeti nasıl gideriliyor? Kepenk kapatan esnaf için hangi ekonomik destek sağlandı? Şehir yönetmek sadece yeni bulvar açmak değildir. Asıl mesele, merkezde oluşan çöküntüyü ayağa kaldırabilmektir. Gaziantep sıradan bir şehir değil. Bu şehir üretimin şehridir. Ticaretin şehridir. Sanayinin şehridir. Dirençli bir şehirdir. Ama merkez mahalleleri harabeye dönmüş bir şehir güçlü görünemez. Yarım bırakılmış projeler güveni zedeler. Belirsizlik yatırımcıyı da vatandaşı da kaçırır. Bugün İnönü Caddesi’ne bakın. Eski Garajlar’a bakın. Boğaziçi Bulvarı’na bakın. Etiler’e bakın. Gerçekten içi sızlamayan var mı? Halep için üzülmek kolaydır. Ama kendi şehrindeki “halepleşmeye” sessiz kalmak çok daha ağır bir sorumluluktur. Çünkü şehirler betonla değil güvenle ayağa kalkar. Dönüşüm tabelalarla değil sonuçlarla ölçülür. Ve unutulmamalıdır ki: Gaziantep sahipsiz değildir. Bu şehir yarım bırakılmış projelerin değil, tamamlanmış sözlerin şehri olmak zorundadır.      
Ekleme Tarihi: 04 Mart 2026 -Çarşamba
Mehmet ZEYTİNCİ

Gaziantep’teki “Halep”ten Kim Sorumlu?

 

 

Bir dönem televizyon ekranlarında savaşın yıktığı Halep’in görüntülerini izlerdik. Yıkılmış binalar, terk edilmiş sokaklar, hayatın durduğu mahalleler… Ve hep aynı soruyu sorardık:
“Bir şehir nasıl bu hale gelir?”

Bugün aynı soruyu kendi şehrimiz için sormak zorunda kalıyorsak, ortada ciddi bir sorun var demektir.

Gaziantep’in kalbinde yer alan İnönü Caddesi…
Eski Garajlar bölgesi…
Boğaziçi Bulvarı çevresi…
Etiler Mahallesi’ndeki geri dönüşüm alanları…

Buralara bakınca insanın aklına tek bir soru geliyor:

Gaziantep’teki bu “Halep görüntüsünden” kim sorumlu?

Yarım bırakılmış binalar…
Boşaltılmış, kaderine terk edilmiş sokaklar…
Toz, moloz ve belirsizlik içinde yaşamaya çalışan insanlar…

Bir zamanlar ticaretin canlı olduğu, esnafın kepenk açtığı, insanların alışveriş yaptığı mahalleler bugün sessizliğe gömülmüş durumda.

Kapanan işyerleri var.
Sessizleşen esnaf var.
Değeri hızla düşen mülkler var.

Ve en önemlisi; geleceğinden emin olmayan bir şehir merkezi var.

İnsan ister istemez soruyor:

Bu manzaranın savaş görmüş bir şehirden ne farkı var?

Halep’i savaş yıktı.
Peki Gaziantep’in merkezini kim yıkıyor?

Savaş yok. Ama plansızlık var.
Belirsizlik var.
Bitmeyen projeler var.

“Yerinde dönüşüm” adıyla başlatılan çalışmalar yıllardır sürüyor.
Vatandaş evinden çıkıyor ama yerine ne zaman döneceğini bilmiyor.

Esnaf dükkânını kapatıyor ama yeni ticaret alanı oluşmuyor.
Mahalle boşalıyor ama sosyal hayat geri gelmiyor.

Oysa şehircilik sadece yıkmak değildir.
Şehircilik, yıktığını zamanında ve doğru şekilde yeniden yapmaktır.

Dönüşüm demek; insanı mağdur etmek değil, umut vermek demektir.

Bugün Gaziantep’in merkezinde yaşanan tablo ise umut değil, belirsizlik üretiyor.

Yetkililere sorulması gereken sorular açık:

  • Bu projelerin bitiş tarihleri neden net değil?

  • Süreç neden şeffaf yürütülmüyor?

  • Evlerinden çıkan vatandaşın mağduriyeti nasıl gideriliyor?

  • Kepenk kapatan esnaf için hangi ekonomik destek sağlandı?

Şehir yönetmek sadece yeni bulvar açmak değildir.

Asıl mesele, merkezde oluşan çöküntüyü ayağa kaldırabilmektir.

Gaziantep sıradan bir şehir değil.

Bu şehir üretimin şehridir.
Ticaretin şehridir.
Sanayinin şehridir.
Dirençli bir şehirdir.

Ama merkez mahalleleri harabeye dönmüş bir şehir güçlü görünemez.

Yarım bırakılmış projeler güveni zedeler.
Belirsizlik yatırımcıyı da vatandaşı da kaçırır.

Bugün İnönü Caddesi’ne bakın.
Eski Garajlar’a bakın.
Boğaziçi Bulvarı’na bakın.
Etiler’e bakın.

Gerçekten içi sızlamayan var mı?

Halep için üzülmek kolaydır.
Ama kendi şehrindeki “halepleşmeye” sessiz kalmak çok daha ağır bir sorumluluktur.

Çünkü şehirler betonla değil güvenle ayağa kalkar.

Dönüşüm tabelalarla değil sonuçlarla ölçülür.

Ve unutulmamalıdır ki:

Gaziantep sahipsiz değildir.

Bu şehir yarım bırakılmış projelerin değil,
tamamlanmış sözlerin şehri olmak zorundadır.

 
 
 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.