Türkiye’de son yıllarda dikkat çeken en büyük çelişkilerden biri, Cumhuriyetin sunduğu imkânlarla büyüyen bazı çevrelerin aynı Cumhuriyeti hedef almasıdır. Cumhuriyetin sağladığı özgürlük ortamında yetişen, Cumhuriyetin kurumlarında eğitim alan ve yine Cumhuriyetin verdiği demokratik haklarla konuşabilen bazı kesimler, bugün Cumhuriyetin temel değerlerine saldırmayı adeta bir fikir özgürlüğü meselesi gibi sunmaya çalışmaktadır.
Oysa ortada ciddi bir paradoks vardır. Cumhuriyetin okullarında okuyacaksınız, Cumhuriyetin pasaportuyla dünyayı gezeceksiniz, Cumhuriyetin mahkemelerinde hak arayacaksınız ve yine Cumhuriyetin tanıdığı ifade özgürlüğü sayesinde düşüncelerinizi dile getireceksiniz. Ancak bütün bu imkânları sağlayan Cumhuriyeti hedef almayı da özgürlük olarak tanımlayacaksınız.
Bu durum, fikir özgürlüğü tartışmasının çok ötesinde bir meseleye işaret eder.
Demokrasi elbette farklı düşüncelerin ifade edilebildiği bir yönetim sistemidir. Farklı görüşlerin konuşulması, eleştiri yapılması ve fikirlerin özgürce tartışılması demokrasinin doğasında vardır. Ancak demokrasinin kendisini ortadan kaldırmayı hedefleyen anlayışlara sınırsız bir hoşgörü göstermek zorunda olduğu da söylenemez.
Çünkü demokrasi bir zafiyet rejimi değildir.
Cumhuriyet ise hiç değildir.
Bu devlet, masa başında kurulmuş sıradan bir yapı değildir. Bu devlet; büyük mücadelelerin, fedakârlıkların ve bir milletin var olma iradesinin sonucunda ortaya çıkmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın ağır bedelleri ödenmiş, bağımsızlık uğruna büyük acılar yaşanmış ve nihayetinde Cumhuriyet, bu mücadelenin en büyük kazanımı olarak tarihe geçmiştir.
Bugün bazı çevreler, Cumhuriyetin sunduğu özgürlük ortamını kullanarak devlete ve Cumhuriyetin temel değerlerine karşı sert söylemler geliştirmekte ve bunu “demokrasi” kavramının arkasına saklamaya çalışmaktadır. Oysa demokrasiyi kullanarak Cumhuriyete saldırmak, özgürlük kavramının arkasına gizlenmiş bir çelişkiden ibarettir.
Cumhuriyet herkese konuşma hakkı tanır. Bu, onun en büyük gücüdür. Ancak hiçbir demokratik sistem, kendi varlığını ortadan kaldırmayı hedefleyen anlayışları sınırsız bir özgürlük alanı olarak kabul etmez.
Çünkü Cumhuriyet yalnızca bir yönetim biçimi değildir.
Cumhuriyet, bu milletin onurunun, bağımsızlık iradesinin ve ortak geleceğinin adıdır.
Bu nedenle şu gerçeği unutmamak gerekir: Cumhuriyetin sunduğu imkânlardan faydalanıp Cumhuriyete düşmanlık eden anlayışlar, belki bir süre gürültü çıkarabilir. Ancak nihayetinde son sözü her zaman milletin vicdanı söyler.
Bu millet çok şey affeder.
Ama ihaneti asla affetmez.
