Gaziantep gibi futbolu tutkuyla yaşayan bir şehrin en önemli ortak değerlerinden biri kuşkusuz *Gaziantep FK*’dır. Ancak ne yazık ki son dönemde kulübün şehirde doğru ve etkili biçimde tanıtılamadığı, hatta kendi içine kapanmış bir görüntü verdiği yönündeki eleştiriler giderek artıyor. Tribünde, kahvede, sosyal medyada konuşulan tek bir soru var: Bu kulüpte gerçekten kim söz sahibi?
GAZİANTEP TAKIMINA SAHİP ÇIKMAK İSTİYOR AMA......
Oysa bu şehir futbol kültürüne yabancı değil. 1969 yılında kurulan "Gaziantepspor", yıllarca sadece bir kulüp değil, adeta şehrin ortak vicdanı olmuştu. Kırmızı-siyahlı arma, esnafın vitrininde, öğrencinin çantasında, işçinin cebinde taşınırdı. Yönetim anlayışı daha halkla iç içe, daha ulaşılabilir ve daha şeffaf bir görüntü verirdi. Taraftar, kulübün kapısını çaldığında karşısında muhatap bulacağını bilirdi. Belki imkânlar bugünkü kadar geniş değildi ama güven duygusu çok daha güçlüydü.
Bir futbol kulübü sadece sahadaki sonuçlarla var olmaz. Aidiyet duygusu, şeffaf yönetim ve taraftarla kurulan samimi bağ en az puan tablosu kadar belirleyicidir. Fakat bugün bakıldığında kulüp yönetiminin şehirle sağlıklı bir iletişim kuramadığı açıkça görülüyor. Tanıtım faaliyetlerinin zayıflığı, yerel halkın kulüple duygusal bağ kurmasını zorlaştırıyor. Gaziantep gibi büyük bir şehrin takımı, kendi şehrinde bile yeterince görünür değilse burada ciddi bir yönetim sorunu var demektir.
TARAFTAR ŞEFFAFLIK İSTİYOR....
Daha da önemlisi, kulüp içinde “menajer oyunları” olarak nitelendirilen söylentilerin dolaşması, güven duygusunu zedeliyor. Transfer süreçlerinden teknik kararlara kadar birçok konuda şeffaf olunmaması, dedikoduların büyümesine zemin hazırlıyor. Futbol kamuoyu netlik ister; kapalı kapılar ardında dönen işlerin değil, açıkça ortaya konan planların peşinden gider.
Bugün taraftarın asıl tepkisi başarısızlığa değil, belirsizliğe. Kim yönetici, kim karar verici, kim hangi görevde bunların net biçimde açıklanmaması kurumsallıkla bağdaşmıyor. Oysa modern futbolun en önemli ilkesi hesap verebilirliktir. Bu kulüp kamuoyunun, yani Gazianteplilerin kulübüdür; birkaç kişinin değil.
Taraftar artık açık ve şeffaf bir açıklama bekliyor. Yönetim yapısı nedir? Sportif kararları kim alıyor? Transfer politikası nasıl belirleniyor? Kulübün kısa ve uzun vadeli hedefleri nelerdir?
Bu soruların cevabı verilmediği sürece söylentiler gerçeklerin önüne geçmeye devam edecektir.
Gaziantep halkı takımını sahiplenmek istiyor. Ama sahiplenmek için önce güvenmek gerekir. Güven ise şeffaflıkla kazanılır. Eğer bu kulüp gerçekten şehrin takımı olacaksa, yönetenler de şehrin karşısına açık bir şekilde çıkabilmelidir.
Unutulmamalıdır ki futbol, sadece sahada oynanan bir oyun değil; aynı zamanda bir güven meselesidir. Ve o güven bir kez kayboldu mu, geri kazanmak en zor transferden bile daha maliyetlidir.
