Yıllardır aynı cümleleri duyduk: “Ateşkes”, “çözüm”, “barış”, “silah bırakma”…
Her seferinde umut üretildi, beklenti oluşturuldu, topluma yeni bir sayfa açıldığı söylendi. Ama bedeli kim ödedi? Bu millet ödedi. Şehit haberleriyle, anaların gözyaşıyla, güven duygusunun biraz daha aşınmasıyla ödedi.
Bu yüzden bugün yeniden “silah bırakma” denildiğinde alkış tutanlardan değilim. Romantik cümlelerle karnı doyanlardan hiç değilim. Çünkü bu mesele duygusal değil; siyasi ve stratejik bir meseledir.
Silah bırakmak, mikrofon karşısında “bıraktık” demek değildir.
Silahın gömülmesi gerekir.
Finans kaynaklarının kesilmesi gerekir.
Kadroların dağılması gerekir.
Sınır ötesindeki yapılanmaların tasfiye edilmesi gerekir.
Bunlar olmadan yapılan her açıklama, bana göre taktik manevradan öteye geçmez.
Geçmişte süreçler yaşandı. Masalar kuruldu. Toplum ikiye bölündü. Kimisi “umut” dedi, kimisi “kandırılıyoruz” dedi. Sonuç ne oldu? Güven daha da zedelendi. İnsan bir kez hayal kırıklığı yaşarsa üzülür. İki kez yaşarsa temkinli olur. Üçüncüden sonra ise siyasi hafıza geliştirir. İşte bugün toplumda olan budur: Temkin değil, ciddi bir hafıza.
Benim durduğum yer net: Devlet ciddidir. Devletin hafızası vardır. Eğer gerçekten bir silah bırakma olacaksa bu; şeffaf, denetlenebilir ve geri dönüşü olmayan bir biçimde olmalıdır. Aksi halde bu millet bir daha aynı psikolojik yükü taşımak zorunda bırakılmamalıdır.
Bu mesele yalnızca bir örgüt meselesi değildir. Bölgesel dengeler vardır. Dış aktörler vardır. Ortadoğu’nun bitmeyen hesapları vardır. Suriye ayağı vardır, Irak ayağı vardır. Böylesine karmaşık bir denklemde bir açıklamayla “tamam, bitti” denmesine inanmak saflık olur.
Ben barışa karşı değilim. Huzura karşı değilim.
Ama kandırılmaya karşıyım.
Bu ülkenin insanı artık daha dikkatli, daha sorgulayıcı. Güven istiyorsa güven verilecek. Söz istiyorsa söz tutulacak. Siyasi irade, sahadaki gerçeklikle örtüşecek.
Benim için mesele çok net:
Silah gerçekten bırakılırsa zaten herkes görür. Çünkü bu, sözle değil sonuçla anlaşılır. Lafa gelince değil, sahada bitince gerçek olur.
Bu yüzden umutlu değilim; temkinliyim.
Ve bu temkin, yaşanmışlıkların sonucudur.
#halkınsesi
#ismailer
