İsmail ER
Köşe Yazarı
İsmail ER
 

Ortadoğu Yine Ateş Çemberinde

Ortadoğu’da yine silahlar konuşuyor. Yıllardır örtülü mesajlarla, vekil güçler üzerinden yürüyen hesaplaşmalarla sürdürülen İran–İsrail gerilimi artık daha açık ve daha tehlikeli bir evreye girmiş görünüyor. Nükleer program tartışmaları, karşılıklı tehditler ve bölgesel nüfuz mücadelesi, bugün askeri restleşmeye dönüşmüş durumda. Bu mesele bir gecede ortaya çıkmadı. Arka planında yılların birikmiş güvensizliği, kırmızı çizgileri ve stratejik hesapları var. İsrail, İran’ın nükleer kapasitesini “varoluşsal tehdit” olarak görüyor. İran ise İsrail’i bölgedeki en büyük düşman olarak tanımlıyor ve geri adım atmaya yanaşmıyor. İki tarafın da söylemi sert, pozisyonu net. Peki bu tablo büyük çaplı bir savaşa mı evrilir, yoksa sınırlı bir askeri operasyon olarak mı kalır? Açık konuşmak gerekirse; karşılıklı misillemeler artarsa bu iş sınırlı kalmaz. Füze atılır, hava saldırısı yapılır, ardından bir başka cevap gelir. Savaşlar bazen planlı değil, kontrolsüz bir zincirleme reaksiyonun sonucu olur. Bir taraf “mesaj verdim” derken, diğer taraf bunu “meydan okuma” olarak okur. İşte tehlike tam da burada başlar. Ancak diplomasi kanalları devreye girer, taraflar güç gösterisiyle yetinip geri çekilirse, gerilim belirli bir çerçevede tutulabilir. Ortadoğu’da krizlerin bir kısmı büyür, bir kısmı ise sert bir eşikten dönerek donar. Hangi senaryonun ağır basacağını zaman gösterecek. Türkiye Bu Denklemin Neresinde? Türkiye bu coğrafyada sıradan bir ülke değil. Hem NATO üyesi, hem İran’la komşu, hem de enerji yollarının tam ortasında. Böyle bir çatışmanın büyümesi halinde etkilenmemek mümkün değil. Petrol ve doğalgaz fiyatları yükselir, ekonomi baskı altına girer. Güvenlik riskleri artar. Yeni bir göç dalgası ihtimali doğabilir. Diplomatik denge siyaseti daha da zorlaşır. Türkiye’nin en büyük sınavı, soğukkanlılığını koruyarak denge politikasını sürdürebilmesidir. Çünkü bu coğrafyada taraf olmak kadar, taraf olmamak da zor bir tercihtir. Ateş Sınır Tanımaz Ortadoğu’da çıkan bir ateş, sadece çıktığı yeri yakmaz. Lübnan’dan Suriye’ye, Körfez’den Doğu Akdeniz’e kadar geniş bir hattı etkileyebilir. Küresel güçler devreye girdikçe kriz bölgesel olmaktan çıkar, uluslararası bir hesaplaşmaya dönüşebilir. Benim kanaatim şu: Süreç son derece hassas. Akıl galip gelirse gerilim sınırlı kalır. Ama öfke ve rövanş duygusu galip gelirse, bölge uzun süreli bir istikrarsızlığa sürüklenir. Ortadoğu artık savaşı değil, aklı ve sükûneti kaldıracak güce ihtiyaç duyuyor. Çünkü bu topraklar yıllardır barut kokusuna, gözyaşına ve belirsizliğe mahkûm edildi. Yeni bir yangın, kimseye kazanç getirmez. Bu yüzden bugün en büyük ihtiyaç; silahların değil, diplomasinin konuşmasıdır. Çünkü bazen en büyük güç, tetiği çekmemektir.      
Ekleme Tarihi: 01 Mart 2026 -Pazar
İsmail ER

Ortadoğu Yine Ateş Çemberinde

Ortadoğu’da yine silahlar konuşuyor. Yıllardır örtülü mesajlarla, vekil güçler üzerinden yürüyen hesaplaşmalarla sürdürülen İran–İsrail gerilimi artık daha açık ve daha tehlikeli bir evreye girmiş görünüyor. Nükleer program tartışmaları, karşılıklı tehditler ve bölgesel nüfuz mücadelesi, bugün askeri restleşmeye dönüşmüş durumda.

Bu mesele bir gecede ortaya çıkmadı. Arka planında yılların birikmiş güvensizliği, kırmızı çizgileri ve stratejik hesapları var. İsrail, İran’ın nükleer kapasitesini “varoluşsal tehdit” olarak görüyor. İran ise İsrail’i bölgedeki en büyük düşman olarak tanımlıyor ve geri adım atmaya yanaşmıyor. İki tarafın da söylemi sert, pozisyonu net.

Peki bu tablo büyük çaplı bir savaşa mı evrilir, yoksa sınırlı bir askeri operasyon olarak mı kalır?

Açık konuşmak gerekirse; karşılıklı misillemeler artarsa bu iş sınırlı kalmaz. Füze atılır, hava saldırısı yapılır, ardından bir başka cevap gelir. Savaşlar bazen planlı değil, kontrolsüz bir zincirleme reaksiyonun sonucu olur. Bir taraf “mesaj verdim” derken, diğer taraf bunu “meydan okuma” olarak okur. İşte tehlike tam da burada başlar.

Ancak diplomasi kanalları devreye girer, taraflar güç gösterisiyle yetinip geri çekilirse, gerilim belirli bir çerçevede tutulabilir. Ortadoğu’da krizlerin bir kısmı büyür, bir kısmı ise sert bir eşikten dönerek donar. Hangi senaryonun ağır basacağını zaman gösterecek.

Türkiye Bu Denklemin Neresinde?

Türkiye bu coğrafyada sıradan bir ülke değil. Hem NATO üyesi, hem İran’la komşu, hem de enerji yollarının tam ortasında. Böyle bir çatışmanın büyümesi halinde etkilenmemek mümkün değil.

  • Petrol ve doğalgaz fiyatları yükselir, ekonomi baskı altına girer.

  • Güvenlik riskleri artar.

  • Yeni bir göç dalgası ihtimali doğabilir.

  • Diplomatik denge siyaseti daha da zorlaşır.

Türkiye’nin en büyük sınavı, soğukkanlılığını koruyarak denge politikasını sürdürebilmesidir. Çünkü bu coğrafyada taraf olmak kadar, taraf olmamak da zor bir tercihtir.

Ateş Sınır Tanımaz

Ortadoğu’da çıkan bir ateş, sadece çıktığı yeri yakmaz. Lübnan’dan Suriye’ye, Körfez’den Doğu Akdeniz’e kadar geniş bir hattı etkileyebilir. Küresel güçler devreye girdikçe kriz bölgesel olmaktan çıkar, uluslararası bir hesaplaşmaya dönüşebilir.

Benim kanaatim şu: Süreç son derece hassas. Akıl galip gelirse gerilim sınırlı kalır. Ama öfke ve rövanş duygusu galip gelirse, bölge uzun süreli bir istikrarsızlığa sürüklenir.

Ortadoğu artık savaşı değil, aklı ve sükûneti kaldıracak güce ihtiyaç duyuyor. Çünkü bu topraklar yıllardır barut kokusuna, gözyaşına ve belirsizliğe mahkûm edildi. Yeni bir yangın, kimseye kazanç getirmez.

Bu yüzden bugün en büyük ihtiyaç; silahların değil, diplomasinin konuşmasıdır. Çünkü bazen en büyük güç, tetiği çekmemektir.

 
 
 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.