Gaziantep’te Engelliler Meclisi tam altı dönemdir görev yapıyor. Her yerel seçimden sonra yeni bir dönem başlıyor, yeni umutlar kuruluyor. Başkanın engelli olması da kamuoyuna doğal olarak şu mesajı veriyor: “Sorunları en iyi o anlar.”
Peki altı dönem sonra sonuç ne?
Değişen ne var?
Maalesef şehirde yaşayan engelli vatandaşların günlük hayatına baktığımızda tablo hâlâ iç açıcı değil.
Üst geçitlerdeki asansörlerin büyük bölümü ya çalışmıyor ya da aylarca arızalı şekilde kaderine terk ediliyor. Tekerlekli sandalye kullanan bir vatandaş bir üst geçidi kullanamıyorsa, o üst geçit gerçekten yapılmış sayılır mı?
Kaldırımlar hâlâ işgal altında.
Sıfır rampa olması gereken yerlerde yüksek kaldırım duvarı var.
Görme engelliler için yapılan hissedilebilir yüzeyler ise çoğu yerde yalnızca kamu binalarının önünde — adeta “göstermelik”.
Oysa engelli bireyler yalnızca resmi kurumlara gitmez.
Çarşıya gider.
Pazara gider.
Parka gider.
Hastaneye gider.
Sosyal hayata karışmak ister.
Bir şehir, engellisine ne kadar alan açıyorsa o kadar medenidir.
Altı dönemdir görev yapan Engelliler Meclisi’nin sahada neyi çözdüğü bugün ciddi bir soru işaretidir.
Sorunlar tespit ediliyor mu? Evet.
Toplantılar yapılıyor mu? Evet.
Peki sonuç?
Sorunlar masada kalıyor.
Raporlar hazırlanıyor ama uygulama yok.
Açıklamalar yapılıyor ama takip yok.
Fotoğraflar çekiliyor ama kalıcı çözüm yok.
Gaziantep’te ayrıca bir Engelli Daire Başkanlığı da var. İsmi var, tabelası var…
Ama engelli vatandaşın hayatındaki somut karşılığı ne kadar var?
Bir engelli birey hâlâ şehir içinde bağımsız hareket edemiyorsa, hâlâ bir yere gitmek için bir başkasına muhtaç kalıyorsa burada artık bireysel değil, yönetsel bir sorun vardır.
Engelliler yardım istemiyor.
Sadaka istemiyor.
Ayrıcalık istemiyor.
Sadece anayasal haklarını istiyor:
Erişilebilir bir şehirde onurlu ve bağımsız yaşamak.
Bir şehrin kaldırımı, asansörü, toplu taşıması ve sinyalizasyon sistemi engellilere uygun değilse o şehir tam anlamıyla yaşanabilir değildir.
3 Aralık’ta mesaj paylaşmak, yılda bir etkinlik düzenlemek çözüm değildir.
Asıl mesele 365 gün sahada olmak, denetlemek ve sonuç almaktır.
Altı dönem az bir süre değildir.
Bu kadar zaman geçmesine rağmen hâlâ aynı sorunları konuşuyorsak, burada ciddi bir performans sorgulaması yapılmalıdır.
Görev makamda oturmak değil, engelleri kaldırmaktır.
Gaziantep büyük bir şehir.
Sanayisiyle, ekonomisiyle, nüfusuyla övünüyoruz.
O halde sosyal belediyecilikte de örnek olmalıyız.
Engelli vatandaşların rahatça hareket edemediği bir şehir gelişmiş sayılmaz.
Engeller yollarda değil, ilgisizliktedir.
Ve en büyük engel, çözüm üretmeyen yönetim anlayışıdır.
Artık söz değil, icraat zamanı.
Kamuoyuna ve İlgili Kurumlara Çağrı
Bu mesele siyasi değil, insani bir meseledir. Gaziantep’te yaşayan binlerce engelli vatandaşın günlük yaşamı doğrudan etkilenmektedir.
-
Çalışmayan üst geçit asansörleri düzenli olarak denetlenmeli ve anında onarılmalıdır.
-
Şehrin tamamında sıfır rampa standart hâle getirilmelidir.
-
Hissedilebilir yüzeyler yalnızca kamu binalarında değil, ana arterlerde ve toplu taşıma güzergâhlarında yaygınlaştırılmalıdır.
-
Yapılan çalışmalar şeffaf biçimde açıklanmalı ve takibi yapılmalıdır.
Ayrıca Gaziantep halkına da çağrımızdır:
Engellilik yalnızca belli bir kesimin meselesi değildir. Her insan bir gün engelli olabilir.
Erişilebilir şehir, herkes için yaşanabilir şehirdir.
Bu bir şikâyet değil, hak talebidir.
Bu bir eleştiri değil, sorumluluk çağrısıdır.
Gaziantep’e yakışan, engelleri konuşmak değil, engelleri kaldırmaktır.
