İsmail ER
Köşe Yazarı
İsmail ER
 

ENGELLİYE RAPOR DEĞİL, ANLAYIŞ GEREK

Bir ülkede adalet yalnız mahkeme salonlarında değil, kamu kurumlarının kapısında da ölçülür. O kapılardan giren herkes eşit muamele görüyorsa devlet vardır; aksi hâlde sadece bina vardır. Bugün engelli vatandaşlarımızın yaşadığı en büyük sorunlardan biri, bitmek bilmeyen “rapor” talebidir. Her kurumun ayrı ayrı belge istemesi, zaten hayatın yükünü omuzlarında taşıyan insanlara ikinci bir yük bindirmektedir. Oysa bir insan, yetkili sağlık kurulundan engellilik durumunu belgeleyen raporu bir kez almışsa, bu belge her yerde geçerli olmalıdır. Çünkü gerçek ortadadır: Kesilen kol yeniden uzamaz. Görmeyen göz ertesi gün açılmaz. Yürüyemeyen bir insan, üç ay sonra koşmaya başlamaz. Ama sistem, sanki mucize bekliyormuş gibi aynı kişiyi tekrar tekrar hastane koridorlarına göndermektedir. Her defasında sıra numarası almak, kalabalıkta beklemek, yeniden muayene olmak… Bu, sağlık kontrolü değil; adeta sabır sınavıdır. Bir engelli bireyi her kurumda yeniden belgeye zorlamak, aslında ona şu mesajı vermektir: “Sana inanmıyoruz, kendini tekrar kanıtla.” Oysa bastonuyla yürüyen bir görme engellinin durumunu görmek için rapora değil, vicdana ihtiyaç vardır. Tekerlekli sandalye kullanan bir vatandaşın engelini anlamak için kağıt değil, bakış yeterlidir. Devletin görevi vatandaşı yormak değil, yükünü hafifletmektir. Bu nedenle tek ve ulusal bir engelli rapor sistemi kurulmalı; tüm kurumlar aynı belgeyi esas almalıdır. Bir insanın enerjisi hastane kapılarında tükenmemeli, hayata katılmak için saklanmalıdır. Unutmayalım; Engel çoğu zaman bedende değildir. Asıl engel, görmezden gelen gözde, duymayan kulakta, ve en önemlisi anlamayan zihniyettedir. Engelliye rapor değil, anlayış gerekir.
Ekleme Tarihi: 10 Şubat 2026 -Salı
İsmail ER

ENGELLİYE RAPOR DEĞİL, ANLAYIŞ GEREK

Bir ülkede adalet yalnız mahkeme salonlarında değil, kamu kurumlarının kapısında da ölçülür. O kapılardan giren herkes eşit muamele görüyorsa devlet vardır; aksi hâlde sadece bina vardır.

Bugün engelli vatandaşlarımızın yaşadığı en büyük sorunlardan biri, bitmek bilmeyen “rapor” talebidir. Her kurumun ayrı ayrı belge istemesi, zaten hayatın yükünü omuzlarında taşıyan insanlara ikinci bir yük bindirmektedir. Oysa bir insan, yetkili sağlık kurulundan engellilik durumunu belgeleyen raporu bir kez almışsa, bu belge her yerde geçerli olmalıdır.

Çünkü gerçek ortadadır:
Kesilen kol yeniden uzamaz.
Görmeyen göz ertesi gün açılmaz.
Yürüyemeyen bir insan, üç ay sonra koşmaya başlamaz.

Ama sistem, sanki mucize bekliyormuş gibi aynı kişiyi tekrar tekrar hastane koridorlarına göndermektedir.

Her defasında sıra numarası almak, kalabalıkta beklemek, yeniden muayene olmak…
Bu, sağlık kontrolü değil; adeta sabır sınavıdır.

Bir engelli bireyi her kurumda yeniden belgeye zorlamak, aslında ona şu mesajı vermektir:
“Sana inanmıyoruz, kendini tekrar kanıtla.”

Oysa bastonuyla yürüyen bir görme engellinin durumunu görmek için rapora değil, vicdana ihtiyaç vardır.
Tekerlekli sandalye kullanan bir vatandaşın engelini anlamak için kağıt değil, bakış yeterlidir.

Devletin görevi vatandaşı yormak değil, yükünü hafifletmektir. Bu nedenle tek ve ulusal bir engelli rapor sistemi kurulmalı; tüm kurumlar aynı belgeyi esas almalıdır. Bir insanın enerjisi hastane kapılarında tükenmemeli, hayata katılmak için saklanmalıdır.

Unutmayalım;
Engel çoğu zaman bedende değildir.

Asıl engel, görmezden gelen gözde,
duymayan kulakta,
ve en önemlisi anlamayan zihniyettedir.

Engelliye rapor değil, anlayış gerekir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.