İsmail ER
Köşe Yazarı
İsmail ER
 

EMEKLİ MAAŞI LÜTUF DEĞİL, HAKTIR

    Türkiye’de emeklilik meselesi konuşulurken en büyük yanlışlardan biri, emekliye verilen maaşın sanki devletin bir lütfuymuş gibi anlatılmasıdır. Oysa gerçek çok açıktır: Emekli maaşını devlet ödemez; emekli maaşını aslında emeklinin kendisi öder. Bir insan düşünün… Hayatının en verimli yıllarında çalışıyor. Sabahın erken saatlerinde işine gidiyor, akşama kadar alın teri döküyor. Fabrikada çalışıyor, tarlada çalışıyor, dükkân açıyor, memuriyet yapıyor. Her ay maaşından düzenli olarak sigorta primi kesiliyor. Bu kesintiler yıllarca devletin kasasına giriyor. Yani emeklilik maaşı, gökten düşen bir para değildir. Devletin “iyilik olsun” diye verdiği bir yardım da değildir. O maaş, yıllarca ödenmiş primlerin ve verilmiş emeğin karşılığıdır. Emekli aslında bugün aldığı parayı yıllar önce zaten kendi cebinden ödemiştir. Emeklilik sistemi tam olarak bu mantık üzerine kuruludur. İnsan çalışırken prim öder, yaşlandığında da o primlerin karşılığını alır. Devlet burada bir bağış yapmaz; sadece emanet edilen hakkı geri verir. Ama son yıllarda öyle bir dil kullanılmaya başlandı ki sanki emekliler devletin sırtında bir yükmüş gibi bir algı oluşturuluyor. Bu yaklaşım hem yanlış hem de büyük bir haksızlıktır. Çünkü bugünün emeklileri, dün bu ülkenin bel kemiğiydi. Bu ülkenin fabrikalarını kuranlar onlardı. Yollarını yapanlar onlardı. Tarımını, üretimini, sanayisini ayakta tutanlar onlardı. Bugün rahatça konuşabildiğimiz birçok ekonomik ve sosyal kazanımın arkasında onların emeği vardır. Onlar gençliklerini üretime, alın terine ve ülkenin kalkınmasına verdiler. Şimdi ise emekli olduklarında aldıkları maaşın bir “yardım” gibi gösterilmesi büyük bir saygısızlıktır. Emekli sadaka istemez. Emekli yardım istemez. Emekli sadece yıllarca ödediği primin karşılığını ister. Bu yüzden emekli maaşını bir lütuf gibi anlatan dil terk edilmelidir. Çünkü emekli maaşı devletin cebinden çıkan bir para değil, emeklinin yıllar önce kendi cebinden çıkan paranın geri dönüşüdür. Bir ülkenin emeklilerine bakışı, aslında o ülkenin emeğe verdiği değerin göstergesidir. Eğer bir toplum, ömrünü çalışarak geçirmiş insanlara saygı göstermiyorsa orada ciddi bir vicdan sorunu var demektir. Unutulmamalıdır ki bugün çalışan herkes yarının emeklisidir. Bu yüzden mesele sadece emeklilerin meselesi değil, aslında hepimizin geleceğidir.      
Ekleme Tarihi: 07 Mart 2026 -Cumartesi
İsmail ER

EMEKLİ MAAŞI LÜTUF DEĞİL, HAKTIR

 

 

Türkiye’de emeklilik meselesi konuşulurken en büyük yanlışlardan biri, emekliye verilen maaşın sanki devletin bir lütfuymuş gibi anlatılmasıdır. Oysa gerçek çok açıktır: Emekli maaşını devlet ödemez; emekli maaşını aslında emeklinin kendisi öder.

Bir insan düşünün… Hayatının en verimli yıllarında çalışıyor. Sabahın erken saatlerinde işine gidiyor, akşama kadar alın teri döküyor. Fabrikada çalışıyor, tarlada çalışıyor, dükkân açıyor, memuriyet yapıyor. Her ay maaşından düzenli olarak sigorta primi kesiliyor. Bu kesintiler yıllarca devletin kasasına giriyor.

Yani emeklilik maaşı, gökten düşen bir para değildir. Devletin “iyilik olsun” diye verdiği bir yardım da değildir. O maaş, yıllarca ödenmiş primlerin ve verilmiş emeğin karşılığıdır. Emekli aslında bugün aldığı parayı yıllar önce zaten kendi cebinden ödemiştir.

Emeklilik sistemi tam olarak bu mantık üzerine kuruludur. İnsan çalışırken prim öder, yaşlandığında da o primlerin karşılığını alır. Devlet burada bir bağış yapmaz; sadece emanet edilen hakkı geri verir.

Ama son yıllarda öyle bir dil kullanılmaya başlandı ki sanki emekliler devletin sırtında bir yükmüş gibi bir algı oluşturuluyor. Bu yaklaşım hem yanlış hem de büyük bir haksızlıktır.

Çünkü bugünün emeklileri, dün bu ülkenin bel kemiğiydi.

Bu ülkenin fabrikalarını kuranlar onlardı.
Yollarını yapanlar onlardı.
Tarımını, üretimini, sanayisini ayakta tutanlar onlardı.

Bugün rahatça konuşabildiğimiz birçok ekonomik ve sosyal kazanımın arkasında onların emeği vardır. Onlar gençliklerini üretime, alın terine ve ülkenin kalkınmasına verdiler.

Şimdi ise emekli olduklarında aldıkları maaşın bir “yardım” gibi gösterilmesi büyük bir saygısızlıktır.

Emekli sadaka istemez.
Emekli yardım istemez.

Emekli sadece yıllarca ödediği primin karşılığını ister.

Bu yüzden emekli maaşını bir lütuf gibi anlatan dil terk edilmelidir. Çünkü emekli maaşı devletin cebinden çıkan bir para değil, emeklinin yıllar önce kendi cebinden çıkan paranın geri dönüşüdür.

Bir ülkenin emeklilerine bakışı, aslında o ülkenin emeğe verdiği değerin göstergesidir. Eğer bir toplum, ömrünü çalışarak geçirmiş insanlara saygı göstermiyorsa orada ciddi bir vicdan sorunu var demektir.

Unutulmamalıdır ki bugün çalışan herkes yarının emeklisidir.

Bu yüzden mesele sadece emeklilerin meselesi değil, aslında hepimizin geleceğidir.

 
 
 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.