Son yıllarda en çok karıştırılan kavramların başında “devlet” ile “iktidar” geliyor. Oysa bu iki kavram aynı değildir; hatta birbirinden özellikle ayrılması gerekir.
Bunu en sade haliyle anlatmanın yolu basit bir benzetmeden geçer:
Devlet bir evdir.
Hükûmet ise o evde bir süreliğine oturan kiracıdır.
Ev kalıcıdır. Kiracı geçicidir.
Evin duvarları yıllarca ayakta kalır; içine farklı kiracılar girer çıkar ama ev yerinde durur. Devlet de böyledir. Tarihiyle, bayrağıyla, kurumlarıyla ve hafızasıyla süreklidir. Hükûmetler ise seçimle gelir, süresi dolunca gider.
Hiçbir kiracı evi sahiplenemez. Çünkü tapu ona ait değildir.
Evin gerçek sahibi millettir.
Millet isterse kiracıyı değiştirir, isterse sözleşmesini yeniler. Ama kimse kalkıp “Bu ev benim” diyemez. Devlet bir partinin, bir kişinin ya da bir grubun değil; 85 milyonun ortak evidir.
Bu nedenle iktidarı eleştirmek devlete düşmanlık değildir.
Bir yönetime “yanlış yapıyorsun” demek, devlete karşı olmak değildir. Aksine, ev zarar görmesin diye konuşmak, ev sahibinin hakkıdır.
Devlet dediğin; adalettir, hukuktur, kurumdur, millettir.
İktidar ise o devleti belirli süre yönetme yetkisini sandıktan alan kadrodur. Bugün vardır, yarın yoktur. Ama devlet kalır, millet kalır.
Mesele nettir:
Sadakat kişilere ya da yönetimlere değil, devlete ve millete olur.
İktidarlar hizmet eder; kendini kalıcı sanan yanılır.
Unutulmamalıdır ki;
Ev bizimdir, sahibi millettir.
Kiracı görevini iyi yaparsa kalır, yapmazsa gider.
Çünkü gerçek olan şudur:
Devlet kalıcıdır, iktidar geçicidir.
