Bir ülke düşünün…
Ekmeğini bu topraklardan kazanan, suyunu içen, güvenliğini bu devletin askeriyle, polisiyle sağlayan; ama sonra dönüp “Bu devlet şeriatla yönetilmediği için kafirdir” diyebilen insanların olduğu bir ülke…
Bir ülke düşünün…
Şehrin merkezinde cihat sloganlarıyla konvoy yapanlara kimsenin “Dur!” demediği; ama elinde Türk bayrağıyla yürüyen, Türklük kavramını savunan insanlara “ayrımcılık yapıyorsun” denildiği bir ülke…
Bir ülke düşünün…
Şeriat talebiyle yapılan yürüyüşlere sessizlik hâkimken; asgari ücret için, emekli maaşı için, kadına yönelik şiddete karşı sokağa çıkanların gözaltına alındığı bir ülke…
İşte insanın içinde tam burada bir cümle yükseliyor:
Bıçak kemiğe dayandı.
Bu mesele bir inanç meselesi değildir. Herkes inancını özgürce yaşayabilir. Zaten bu ülke laik bir hukuk devletidir ve inanç özgürlüğü anayasal güvence altındadır. Laiklik; kimsenin inancına karışmamak ama devlet yönetimini de herhangi bir inancın vesayetine bırakmamaktır.
Sorun şurada başlıyor:
Eğer birileri devleti, milleti, anayasal düzeni hedef alıyorsa; buna “ifade özgürlüğü” diyemeyiz. Özgürlük, başkasının hukukunu ve ortak yaşam zeminini tehdit ettiği noktada özgürlük olmaktan çıkar.
Devlet dediğin tarafsız olur.
Hukuk dediğin eşit uygulanır.
Eğer hukuk bazı sloganlara kör, bazı itirazlara sert oluyorsa; orada adalet yara alır.
Adalet yara aldığında ise sadece bir kesim değil, bütün toplum kanar.
Türk bayrağı bu ülkenin ortak değeridir.
Türklük kavramı bir ırk üstünlüğü değil; bu topraklarda birlikte yaşama iradesinin adıdır. Bunu ayrımcılık diye yaftalamak, ortak paydamızı zayıflatmaktır.
Bu ülke yıllardır demokrasi, hukuk ve laiklik çizgisinde yol almaya çalıştı. Eksikleri oldu, hataları oldu. Ama yönü belliydi. Şimdi mesele tam da budur: Yön meselesi.
Kimsenin inancıyla derdimiz yok.
Ama kimsenin de devlete meydan okumasına, hukukun seçici uygulanmasına, çifte standarda sessiz kalmamız beklenmesin.
Çünkü bir yerde adalet eğrilirse, yarın mutlaka herkesi bulur.
Bu topraklarda birlikte yaşayacaksak; ölçümüz hukuk, zeminimiz anayasa, ortak değerimiz bayrak olmalı.
Aksi halde sadece siyaset değil, toplumsal huzur da yara alır.
Ve işte o zaman gerçekten…
bıçak kemiğe dayanmış olur.
