Anasayfa
Yazarlar
İsmail ER
Yazı Detayı
Bu yazı 46 kez okundu.
Siyaset İlkesizliğin Değil, Milletin Emanetidir
Sandıkta verilen her oy, sadece bir adaya değil; onun temsil ettiği siyasi anlayışa, vaatlerine ve duruşuna verilmiş bir emanettir. Bu emaneti aldıktan sonra rüzgârın yönüne göre saf değiştirmek, güç kimdeyse onun yanında yer almak ne siyasi ahlaka ne de demokrasiye yakışır.
Ne yazık ki son yıllarda siyasette ilke yerine hesap, dava yerine makam, hizmet yerine kişisel gelecek planları ön plana çıkmaya başladı. Seçim meydanlarında vatandaşın kapısını aşındıranlar, seçildikten sonra kendilerini o makama taşıyan iradeyi unutuyor. Dün söylediklerini bugün inkâr eden, dün eleştirdiklerini bugün alkışlayan siyasetçiler, aslında en büyük zararı milletin siyasete olan güvenine veriyor.
Bir partinin rozetiyle milletvekili ya da belediye başkanı seçilip, daha sonra “Güç artık burada.” diyerek başka bir siyasi safa geçmek, hukuken mümkün olabilir; ancak vicdanlarda bunun hesabını vermek kolay değildir. Çünkü vatandaş oyunu kişisel kariyer planlarına değil, temsil edilen değerlere verir.
Siyaset; makam kazanma sanatı değil, milletin derdine derman olma sorumluluğudur. Vatan için yapılır, memleket için yapılır, halkın refahı için yapılır. Siyaseti kişisel çıkarların, koltuk hesaplarının ve siyasi pazarlıkların aracı hâline getirenler, aslında en büyük haksızlığı kendilerine güvenen seçmenlere yapmaktadır.
Bugün vatandaşın en büyük kırgınlığı da budur. Seçim zamanı verilen sözler unutuluyor, ilkeler bir kenara bırakılıyor, dün “asla” denilen kapılar bugün sonuna kadar açılıyor. Böyle bir anlayış, siyaseti güven veren bir kurum olmaktan çıkarıp çıkar ilişkilerinin yürütüldüğü bir alan hâline getiriyor.
Hiç kimse aldığı oyları kendi malı gibi göremez. O oylar milletindir. Eğer seçildiğiniz partinin ilkelerini artık savunamıyorsanız, yapılması gereken milletin iradesini yeniden sandığa taşımaktır. Çünkü ahlaki olan budur. Millet adına alınan yetkiyi, milletin onayını almadan başka bir siyasi hesabın parçası yapmak, seçmenin iradesine saygısızlıktır.
Siyaset, günü kurtarma mesleği değildir. Siyaset; omurgalı durabilme, zor zamanda da ilkelerinden vazgeçmeme ve milletin emanetine sadık kalabilme sınavıdır. Gücün peşinden koşanlar belki makamlarını koruyabilir; fakat milletin gönlündeki yerlerini kaybederler.
Unutulmamalıdır ki siyasetçiler gelip geçicidir. Kalıcı olan ise milletin vicdanıdır. O vicdan günü geldiğinde kimin hizmet için, kimin ise sadece koltuk için siyaset yaptığını mutlaka ayırt edecektir.
Ekleme
Tarihi: 07 Temmuz 2026 -Salı
Siyaset İlkesizliğin Değil, Milletin Emanetidir
Sandıkta verilen her oy, sadece bir adaya değil; onun temsil ettiği siyasi anlayışa, vaatlerine ve duruşuna verilmiş bir emanettir. Bu emaneti aldıktan sonra rüzgârın yönüne göre saf değiştirmek, güç kimdeyse onun yanında yer almak ne siyasi ahlaka ne de demokrasiye yakışır.
Ne yazık ki son yıllarda siyasette ilke yerine hesap, dava yerine makam, hizmet yerine kişisel gelecek planları ön plana çıkmaya başladı. Seçim meydanlarında vatandaşın kapısını aşındıranlar, seçildikten sonra kendilerini o makama taşıyan iradeyi unutuyor. Dün söylediklerini bugün inkâr eden, dün eleştirdiklerini bugün alkışlayan siyasetçiler, aslında en büyük zararı milletin siyasete olan güvenine veriyor.
Bir partinin rozetiyle milletvekili ya da belediye başkanı seçilip, daha sonra “Güç artık burada.” diyerek başka bir siyasi safa geçmek, hukuken mümkün olabilir; ancak vicdanlarda bunun hesabını vermek kolay değildir. Çünkü vatandaş oyunu kişisel kariyer planlarına değil, temsil edilen değerlere verir.
Siyaset; makam kazanma sanatı değil, milletin derdine derman olma sorumluluğudur. Vatan için yapılır, memleket için yapılır, halkın refahı için yapılır. Siyaseti kişisel çıkarların, koltuk hesaplarının ve siyasi pazarlıkların aracı hâline getirenler, aslında en büyük haksızlığı kendilerine güvenen seçmenlere yapmaktadır.
Bugün vatandaşın en büyük kırgınlığı da budur. Seçim zamanı verilen sözler unutuluyor, ilkeler bir kenara bırakılıyor, dün “asla” denilen kapılar bugün sonuna kadar açılıyor. Böyle bir anlayış, siyaseti güven veren bir kurum olmaktan çıkarıp çıkar ilişkilerinin yürütüldüğü bir alan hâline getiriyor.
Hiç kimse aldığı oyları kendi malı gibi göremez. O oylar milletindir. Eğer seçildiğiniz partinin ilkelerini artık savunamıyorsanız, yapılması gereken milletin iradesini yeniden sandığa taşımaktır. Çünkü ahlaki olan budur. Millet adına alınan yetkiyi, milletin onayını almadan başka bir siyasi hesabın parçası yapmak, seçmenin iradesine saygısızlıktır.
Siyaset, günü kurtarma mesleği değildir. Siyaset; omurgalı durabilme, zor zamanda da ilkelerinden vazgeçmeme ve milletin emanetine sadık kalabilme sınavıdır. Gücün peşinden koşanlar belki makamlarını koruyabilir; fakat milletin gönlündeki yerlerini kaybederler.
Unutulmamalıdır ki siyasetçiler gelip geçicidir. Kalıcı olan ise milletin vicdanıdır. O vicdan günü geldiğinde kimin hizmet için, kimin ise sadece koltuk için siyaset yaptığını mutlaka ayırt edecektir.
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
