Son yıllarda en sık duyduğumuz cümlelerden biri şu:
"Hepimiz aynı gemideyiz."
Peki gerçekten öyle mi?
Eğer gerçekten aynı gemide olsaydık, neden birilerinin güvertesi güneşle aydınlanırken, diğerleri makine dairesinde nefes almaya çalışıyor? Neden birileri lüks villalarda yaşamını sürdürürken, milyonlarca insan ay sonunu nasıl getireceğinin hesabını yapıyor? Neden birilerinin garajında son model otomobiller sıralanırken, diğerleri toplu taşımaya vereceği ücreti bile hesaplamak zorunda kalıyor?
"Aynı gemideyiz" demek kulağa hoş geliyor. Ancak asıl mesele, o gemide herkesin aynı koşullarda yolculuk edip etmediğidir.
Çünkü bazıları geniş kamaralarında konfor içinde seyahat ederken, bazıları su alan bölümlerde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Fırtına çıktığında kimileri can yeleğine kolayca ulaşabiliyor, kimileri ise can simidini uzaktan seyretmekle yetiniyor.
Bugün ülkemizde yaşanan ekonomik tablo da tam olarak bunu gösteriyor. Bir yanda geleceğine yatırım yapanlar, diğer yanda yarın mutfağına ne koyacağını düşünen milyonlar...
Vatandaşın sofrasındaki ekmek her geçen gün küçülüyor. Market raflarında sadece fiyat etiketleri değişmiyor; insanların umudu da her geçen gün biraz daha azalıyor. Emeklinin maaşı, işçinin ücreti, memurun geliri ve dar gelirlinin alım gücü enflasyon karşısında erirken, "Hepimiz aynı gemideyiz." demek yaşanan gerçeği değiştirmiyor.
Elbette aynı ülkenin vatandaşlarıyız. Aynı bayrağın altında yaşıyor, aynı geleceği paylaşıyoruz. Ancak aynı şartlarda yaşadığımızı söylemek mümkün değil.
Bir kesim yatırım planları yaparken, diğer kesim elektrik faturasını mı ödesin, mutfak alışverişini mi yapsın diye düşünüyor. Birileri servetine servet katarken, milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için borçlanıyor. İşte asıl ayrım burada başlıyor.
Toplumları ayakta tutan şey, süslü sloganlar değildir. Güveni oluşturan; adalet, fırsat eşitliği ve emeğin karşılığını alabildiği bir düzendir.
İnsanlar artık güzel cümleler değil, adil uygulamalar görmek istiyor. Çünkü gerçek birliktelik, yükün de refahın da hakkaniyetle paylaşılmasıyla mümkündür.
Eğer gerçekten aynı gemide olduğumuzu iddia ediyorsak, o gemide hiç kimsenin aç kalmadığı, gençlerin geleceğe umutla baktığı, emeklinin insanca yaşayabildiği, çalışanın emeğinin karşılığını alabildiği bir düzen kurmak zorundayız.
Aksi hâlde aynı gemide değiliz.
Sadece aynı denize bakıyoruz.
İsterseniz bu yazıyı gazete köşe yazısı formatında (başlık, spot, yazar adı ve Ortaç Haber köşe tasarımıyla uyumlu) ya da Google Discover ve SEO odaklı yayıma hazır hâle de düzenleyebilirim.
