Bir bayrama daha ulaşmanın huzurunu yaşıyoruz…
Kurban Bayramı sadece takvimde yer alan dini bir gün değildir. Aynı zamanda kırılan gönüllerin onarıldığı, sofraların birleştiği, küslüklerin son bulduğu, vicdanların yeniden canlandığı mübarek bir zaman dilimidir.
Bugün modern hayatın koşuşturması içinde unuttuğumuz birçok değeri aslında bayramlarda yeniden hatırlıyoruz. Kapısını çalmayı unuttuğumuz akrabalarımızı, halini sormayı ihmal ettiğimiz komşularımızı, yalnız bırakılan yaşlılarımızı ve umut bekleyen çocukları…
Kurban Bayramı’nın özü paylaşmaktır.
Sadece et paylaşmak değil…
Sevgiyi paylaşmak, merhameti paylaşmak, ekmeği paylaşmak, tebessümü paylaşmaktır.
Ne yazık ki bugün dünyanın birçok yerinde savaşlar, gözyaşı ve yoksulluk yaşanıyor. Gazze’de, Doğu Türkistan’da, mazlum coğrafyalarda çocuklar bayram sabahına bombaların gölgesinde uyanıyor. İşte tam da bu yüzden bayramlar; insanlığın vicdan muhasebesi yaptığı en önemli günlerdir.
Bayramlar bize şunu hatırlatır:
İnsan olmak sadece yaşamak değildir…
İnsan olmak, bir başkasının acısını hissedebilmektir.
Kurban ibadeti de teslimiyetin en büyük sembollerinden biridir. Hz. İbrahim’in sadakati, Hz. İsmail’in teslimiyeti; bugün hâlâ milyonlarca insanın gönlünde aynı manevi değeri taşımaktadır. Bu bayram bizlere fedakârlığın, sabrın ve Allah’a bağlılığın ne kadar büyük bir erdem olduğunu yeniden anlatır.
Ancak bayramı gerçek anlamıyla yaşatacak olan yine bizleriz.
Bir yetimin başını okşayabiliyor muyuz?
Bir yaşlının gönlünü alabiliyor muyuz?
Bir ihtiyaç sahibinin kapısını çalabiliyor muyuz?
Asıl mesele budur.
Unutmayalım…
Bayramlar en çok da kırgınlıkları bitirmek için vardır. Çünkü kin taşınan bir kalpte bayramın bereketi eksik kalır.
Bu vesileyle tüm İslam âleminin mübarek Kurban Bayramı’nı kutluyor; sağlık, huzur, bereket ve kardeşlik içerisinde nice bayramlara ulaşmayı temenni ediyorum.
Bayram; soframızda bereket, ülkemizde birlik, gönüllerimizde umut olsun.
