Halil  AĞCA
Köşe Yazarı
Halil AĞCA
 

Dişi Kanlı İkiyüzlü Emperyalizm ve Asrın Hatası

    Anadolu’da bir deyim vardır: “Ağzı kanlanmak.” İlk avını alan bir av köpeğinin dişine kan değdiğinde, artık geri dönüşü olmaz. Kendine güveni artar, daha saldırgan hale gelir ve önüne gelen her şeye saldırır. Halk arasında buna “dişi kanlanmak” denir. Ve o hayvan, ancak belasını bulduğunda durur. Bugün dünyada, özellikle de Orta Doğu’da yaşananları anlamak için bu deyimden daha isabetli bir tanım yoktur. Osmanlı’nın yıkılışından sonra bölgede cirit atan emperyalizm, son elli yılda Batı’nın çıkarları doğrultusunda Orta Doğu’yu adım adım yeniden şekillendirdi. Bölge ülkelerinin başına getirilen yönetimler, çoğu zaman kendi halkına değil, kendilerini iktidarda tutan güçlere hizmet etmek zorunda bırakıldı. Demokrasi, eşitlik ve refah söylemleri yalnızca birer vitrin oldu. Gerçekte ise halklar baskı altında tutuldu, sindirildi ve zenginlikleri sistemli şekilde sömürüldü. Petrol ve doğal gaz gibi yeraltı kaynakları, o toprakların gerçek sahipleri yerine küresel güçlerin ve onların yerel işbirlikçilerinin refahına hizmet etti. Bu düzenin arkasındaki ana hedef ise hiç değişmedi: Bölgede güçlü ve kontrol edilebilir bir denge kurmak. 2001’de Afganistan, 2003’te Irak… Irak’ın işgali ve Saddam Hüseyin’in devrilmesi, emperyalizm için bir dönüm noktası oldu. İşte o an, deyim yerindeyse dişlerine kan değdi. Sonrası hız kesmeden geldi: Libya, Mısır, Yemen, Suriye… Şehirler yıkıldı, milyonlarca insan yerinden edildi, yüz binlerce insan hayatını kaybetti. Ama bu süreçte değişmeyen tek şey şuydu: Ölen Müslüman, öldüren yine Müslüman, kazanan ise emperyalizm. Savaşın ganimeti ise her zaman aynıydı: Petrol ve doğal gaz. Bugün gelinen noktada, bu “dişi kanlanmış” yapı gözünü daha büyük hedeflere dikmiş durumda. İran, uzun zamandır sıradaki büyük hedef olarak görülüyordu. Nükleer bahanesiyle 2025’te başlayan saldırılar, aslında bir yoklama hareketiydi. İran’ın gücünü test etmek, reflekslerini ölçmek ve direncini görmek… Ancak 2026’da başlayan ikinci dalga saldırılar, hesapların tutmadığını gösterdi. Beklenenin aksine İran geri adım atmadı. Devlet yapısı ve halk direnci, saldırganların öngördüğünden çok daha güçlü çıktı. Bugün yaşananlar, belki de “asrın hatası” olarak tarihe geçecek bir sürecin başlangıcıdır. Bu savaşın detaylarında kim kaç füze attı, kim ne kadar kayıp verdi tartışılabilir. Ancak asıl önemli olan, bu sürecin doğuracağı sonuçlardır. Hürmüz Boğazı üzerinden şekillenen enerji dengesi, küresel ekonominin en hassas noktalarından biridir. Bu hattın sarsılması, sadece bölgeyi değil tüm dünyayı etkileyebilecek bir ekonomik kırılmayı tetikleyebilir. Ve bu kırılma, belki de yıllardır Batı merkezli yürüyen dünya düzeninin temelini sarsabilir. Bu noktada ortaya çıkan ihtimaller oldukça dikkat çekici: Bölgedeki yabancı askeri varlıkların sorgulanması İsrail’in bölgedeki yalnızlığının artması Filistin meselesinin yeniden uluslararası gündemin merkezine oturması Yeraltı kaynaklarının bölge halklarının kontrolüne geçme ihtimali Tüm bunlar, yıllardır bastırılan bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Orta Doğu’nun en büyük sorunu yalnızca dış müdahale değildir. Aynı zamanda içerideki yönetim anlayışıdır. Kendi halkını baskı altında tutan, dış güçlere bağımlı yönetimler var olduğu sürece gerçek bir özgürlükten söz etmek mümkün değildir. Ancak tarih bize şunu gösterir: Baskı arttıkça direnç de artar. Bugün yaşanan gelişmeler, Orta Doğu halkları için bir kırılma noktası olabilir. Eğer doğru okunur ve doğru yönetilirse, bu süreç; Daha bağımsız yönetimlerin Daha adil kaynak paylaşımının Daha özgür toplumların önünü açabilir. Sonuç olarak şunu söylemek gerekir: Dişi kanlanan emperyalizm, ilk kez ciddi bir dirençle karşılaşıyor. Ve belki de bu kez, avladığını sandığı coğrafyada kendi dişlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya. Tarih bazen yavaş yazar… Ama yazdığında silinmez.
Ekleme Tarihi: 19 Mart 2026 -Perşembe
Halil  AĞCA

Dişi Kanlı İkiyüzlü Emperyalizm ve Asrın Hatası

 

 

Anadolu’da bir deyim vardır: “Ağzı kanlanmak.”
İlk avını alan bir av köpeğinin dişine kan değdiğinde, artık geri dönüşü olmaz. Kendine güveni artar, daha saldırgan hale gelir ve önüne gelen her şeye saldırır. Halk arasında buna “dişi kanlanmak” denir. Ve o hayvan, ancak belasını bulduğunda durur.

Bugün dünyada, özellikle de Orta Doğu’da yaşananları anlamak için bu deyimden daha isabetli bir tanım yoktur.

Osmanlı’nın yıkılışından sonra bölgede cirit atan emperyalizm, son elli yılda Batı’nın çıkarları doğrultusunda Orta Doğu’yu adım adım yeniden şekillendirdi. Bölge ülkelerinin başına getirilen yönetimler, çoğu zaman kendi halkına değil, kendilerini iktidarda tutan güçlere hizmet etmek zorunda bırakıldı.

Demokrasi, eşitlik ve refah söylemleri yalnızca birer vitrin oldu. Gerçekte ise halklar baskı altında tutuldu, sindirildi ve zenginlikleri sistemli şekilde sömürüldü. Petrol ve doğal gaz gibi yeraltı kaynakları, o toprakların gerçek sahipleri yerine küresel güçlerin ve onların yerel işbirlikçilerinin refahına hizmet etti.

Bu düzenin arkasındaki ana hedef ise hiç değişmedi:
Bölgede güçlü ve kontrol edilebilir bir denge kurmak.

2001’de Afganistan, 2003’te Irak…
Irak’ın işgali ve Saddam Hüseyin’in devrilmesi, emperyalizm için bir dönüm noktası oldu. İşte o an, deyim yerindeyse dişlerine kan değdi.

Sonrası hız kesmeden geldi: Libya, Mısır, Yemen, Suriye…
Şehirler yıkıldı, milyonlarca insan yerinden edildi, yüz binlerce insan hayatını kaybetti. Ama bu süreçte değişmeyen tek şey şuydu:

Ölen Müslüman, öldüren yine Müslüman, kazanan ise emperyalizm.

Savaşın ganimeti ise her zaman aynıydı:
Petrol ve doğal gaz.

Bugün gelinen noktada, bu “dişi kanlanmış” yapı gözünü daha büyük hedeflere dikmiş durumda. İran, uzun zamandır sıradaki büyük hedef olarak görülüyordu.

Nükleer bahanesiyle 2025’te başlayan saldırılar, aslında bir yoklama hareketiydi. İran’ın gücünü test etmek, reflekslerini ölçmek ve direncini görmek…

Ancak 2026’da başlayan ikinci dalga saldırılar, hesapların tutmadığını gösterdi.

Beklenenin aksine İran geri adım atmadı.
Devlet yapısı ve halk direnci, saldırganların öngördüğünden çok daha güçlü çıktı.

Bugün yaşananlar, belki de “asrın hatası” olarak tarihe geçecek bir sürecin başlangıcıdır.

Bu savaşın detaylarında kim kaç füze attı, kim ne kadar kayıp verdi tartışılabilir. Ancak asıl önemli olan, bu sürecin doğuracağı sonuçlardır.

Hürmüz Boğazı üzerinden şekillenen enerji dengesi, küresel ekonominin en hassas noktalarından biridir. Bu hattın sarsılması, sadece bölgeyi değil tüm dünyayı etkileyebilecek bir ekonomik kırılmayı tetikleyebilir.

Ve bu kırılma, belki de yıllardır Batı merkezli yürüyen dünya düzeninin temelini sarsabilir.

Bu noktada ortaya çıkan ihtimaller oldukça dikkat çekici:

  • Bölgedeki yabancı askeri varlıkların sorgulanması

  • İsrail’in bölgedeki yalnızlığının artması

  • Filistin meselesinin yeniden uluslararası gündemin merkezine oturması

  • Yeraltı kaynaklarının bölge halklarının kontrolüne geçme ihtimali

Tüm bunlar, yıllardır bastırılan bir gerçeği yeniden hatırlatıyor:

Orta Doğu’nun en büyük sorunu yalnızca dış müdahale değildir.
Aynı zamanda içerideki yönetim anlayışıdır.

Kendi halkını baskı altında tutan, dış güçlere bağımlı yönetimler var olduğu sürece gerçek bir özgürlükten söz etmek mümkün değildir.

Ancak tarih bize şunu gösterir:
Baskı arttıkça direnç de artar.

Bugün yaşanan gelişmeler, Orta Doğu halkları için bir kırılma noktası olabilir. Eğer doğru okunur ve doğru yönetilirse, bu süreç;

  • Daha bağımsız yönetimlerin

  • Daha adil kaynak paylaşımının

  • Daha özgür toplumların

önünü açabilir.

Sonuç olarak şunu söylemek gerekir:

Dişi kanlanan emperyalizm, ilk kez ciddi bir dirençle karşılaşıyor.
Ve belki de bu kez, avladığını sandığı coğrafyada kendi dişlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Tarih bazen yavaş yazar…
Ama yazdığında silinmez.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ortachaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.